İşlerinin sen hayattayken servet değerinde olduğunun farkındayım ama tasarım çizimlerinin başına birini getirmeyecek kadar egoist birisin. | Open Subtitles | بالطبع,عملك كان يساوي ثروة عندما كنت على قيد الحياة. لكنك نرجسي لدرجة |
Onu alamazsınız. O şey bir servet değerinde. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تأخذ هذا إنه يساوي ثروة |
- Bu ev bir servet değerinde olmalı. | Open Subtitles | لابد من أن هذا المنزل يساوي ثروة. |
O servet eder. Ama Jasper tanrı günahlarını bağışlasın... | Open Subtitles | يساوي ثروة و " جاسبر " فليُبارك الرب قلبه |
Yani servet değerindeki bir şeyi burada mı bırakacağız? | Open Subtitles | اذا انت تقولين ان علينا ان نتركه, وهو يساوي ثروة طائلة؟ |
Eğer bu muhafaza bile saf altından yapıldıysa içinde ki inanılmaz bir servet olmalı. | Open Subtitles | إذا كانت الحاويةِ مُصْنَعهُ من الذهبِ الصلبِ فمؤكد ان ما بداخلهاَ يساوي ثروة. |
Reddington servet değerinde dedin? | Open Subtitles | لقد قُلت للتو أن " ريدينجتون " يساوي ثروة |
Bunu pazara sürmek şirket için servet değerinde | Open Subtitles | يساوي ثروة لأول شركة تورده |
- Siktir! Bir servet değerinde olmalı. | Open Subtitles | لا بد أنه يساوي ثروة |
servet değerinde olmalı. | Open Subtitles | لابد أنه يساوي ثروة |
servet değerinde olduğunu söylemişlerdi. | Open Subtitles | لقد قالوا, انه يساوي ثروة |
Bir servet değerinde olmalı. | Open Subtitles | يجب أن يكون ا يساوي ثروة! |
Bir servet değerinde olmalı. | Open Subtitles | -لابد أنّ هذا الشي يساوي ثروة . |
Bu para bir servet değerinde. | Open Subtitles | أنه يساوي ثروة |
Bu müzik kutusu bir servet eder. | Open Subtitles | "صندوق الموسيقى" هذا يساوي ثروة |
Sadece o kol bile bir servet eder. | Open Subtitles | -قد يساوي ثروة |
Bir mamut mezarlığındaki buzun altında istiflenmiş lanet olası bir servet değerindeki fildişleri. | Open Subtitles | مقبرة فيلة لحيوانات الماموث كنز من العاج تحت الجليد يساوي ثروة كبيرة |
Eğer bu muhafaza bile saf altından yapıldıysa içinde ki inanılmaz bir servet olmalı. | Open Subtitles | إذا الحاوية يصنع من الذهب الصلب... مهما داخل يجب أن يكون يساوي ثروة. |