| - Yalnız yaşadığını söylediğinde, yalan söylüyordu. | Open Subtitles | لقد كذب عندما قال انه يعيش وحده |
| - Yalnız yaşadığını söylediğinde, yalan söylüyordu. | Open Subtitles | لقد كذب عندما قال انه يعيش وحده |
| Müdür, Whiting'in Yalnız yaşadığını söyledi. | Open Subtitles | المدير قال أنه يعيش وحده |
| Kayıta kendim baktım. Heryere baktım. Adam orada Yalnız yaşıyor. | Open Subtitles | لقد رائيت التوقيع بنفسي ورائيت المكان كله يبدوا لي ان الفتي يعيش وحده |
| Yalnız yaşıyor. Adını Motorlu Taşıtlar Dairesi'nden araştırıyoruz. | Open Subtitles | يعيش وحده ونحن نبحث الإسم في سجل المركبات |
| Paul burada yalnız yaşamıyormuş. | Open Subtitles | [هوكس] بول لا يعيش وحده. |
| Görünüşe göre Jamal yalnız yaşamıyormuş. | Open Subtitles | يبدو أن (جمال) لا يعيش وحده |
| Büyü. Ormanda Yalnız yaşayan Deli Kyle' ı duymadın mı? | Open Subtitles | السحر، ألم تسمع عن "كايل" المجنون الذي يعيش وحده بالغابة؟ |
| Komşuları Yalnız yaşadığını söylüyor. | Open Subtitles | يقول الجيران أنه يعيش وحده |
| Dan Pinard. Diş hekimi. Yalnız yaşıyor. | Open Subtitles | {\pos(192,210)} (دان بنيارد) طبيب أسنان ، يعيش وحده |
| Yalnız yaşıyor. | Open Subtitles | يعيش وحده ، إيه... |
| Yalnız yaşıyor. | Open Subtitles | يعيش وحده. |
| Köpeğiyle Yalnız yaşayan bir adam. | Open Subtitles | رجل يعيش وحده مع كلب |