| Ve ne yazık ki bu yetim zamanım çoğunu, içlerinden bazıları güzel tablolar olan diğer yetimlerin arasında, depoda geçirir. | TED | وللأسف، فهذا اليتيم يقضي معظم وقته في المخزن مع عدد ليس بالقليل من اليتامى الآخرين بعضهم لوحات جميلة |
| Zamanlarının çoğunu yemek yemek, dinlenmek veya uyumak için kullanırlar. | TED | إنه يقضي معظم وقته إما في تناول الطعام أو الراحة أو النوم. |
| Zamanın çoğunu, ormanda tek başına yaralı hayvanları arayarak geçiriyor. | Open Subtitles | إنه يقضي معظم الوقت لوحده يتجول في الغابة وينقذ الحيوانات المجروحة |
| Ayda birkaç gün araziye gidiyor, ama vaktinin çoğunu L.A.'de harcıyor. | Open Subtitles | يكون في المحمية بضعة أيام في الشهر لكنه يقضي معظم وقته في لوس أنجليس |
| Zamanını diğer "iyi bir adam"larla geçiren, iyi bir adam. | Open Subtitles | رجل لطيف يقضي معظم وقته نائماً مع رجل آخر |
| Vaktinin çoğunu Blood Guts Savaşçıları denilen MMA spor salonunda geçirmiş. | Open Subtitles | يقضي معظم وقته في نادي "ف.د.ن" يطلق عليه "دماء وأحشاء المُحارب". |
| Boş zamanının çoğunu araba işlerinde harcardı. | Open Subtitles | يقضي معظم وقت فراغه في العمل على السيارات. |
| Gerçi zamanının çoğunu kelebek kovalayarak geçirirdi. Ben yapmam öyle bir şey. | Open Subtitles | بالطبع ، كان يقضي معظم وقته يلاحق الفراشات |
| Orada olmadığı zamanlar, zamanının çoğunu bilgisayar başında geçiriyor. | Open Subtitles | حين لا يتواجد يقضي معظم حياته خلف الكمبيوتر |
| Bugünlerde vaktinin çoğunu Kızılderili bölgesinde geçiriyor. | Open Subtitles | يقضي معظم وقته هذه الأيام في الأراضي الهندية. |
| -- Ekiple takılıyoruz, ...üniversiteye giden, ama her nedense zamanının çoğunu benimle ve diğer yetişkinlerle geçiren bir oğlum var. | Open Subtitles | الحصول على ابن والذي ذهب إلى الجامعة لكن، لسبب ما يقضي معظم وقته معي ومع راشدين آخرين؟ |
| - Şu çocuk! Zamanının çoğunu 19. delikte geçiriyor. | Open Subtitles | يقضي معظم في الحفرة التاسعة عشر. |
| Hayatının çoğunu yollarda geçirirdi. | Open Subtitles | يقضي معظم أيام السنة على الطريق. |
| Çoğu mürekkepbalığının aksine bu, zamanının çoğunu denizin dibinde su püskürterek değil, yürüyerek geçirir. | Open Subtitles | (خلافا لجميع (الحبارات فانه يقضي معظم وقته ماشيا بدلا من التدفق عبر قاع البحر |
| Zamanının çoğunu hastanede geçiriyor. | Open Subtitles | إنه يقضي معظم الوقت في المشفى |
| Sanırım o zamanının çoğunu yalnız geçiriyor. | Open Subtitles | أعتقد أنه يقضي معظم وقته وحده |
| Shawn zamanının çoğunu odasında, bilgisayarı başında geçirir. | Open Subtitles | (شون) يقضي معظم وقته في غرفتة يلعب على الكومبيوتر |
| Bu aralar zamanının çoğunu orada geçiriyor. | Open Subtitles | هناك يقضي معظم وقته حالياً. |
| Pekala, biraz pespaye görünebilir, terbiyesiz son derece unutkan ve çoğu zamanını tavernada geçiren biri olabilir ama o benim uşağım. | Open Subtitles | صحيح أن منظره بائس وأسلوبه مرعب وهو كثير النسيان فعلاً ويبدوا إنّه يقضي معظم وقته في الحانة |
| Bütün akşamı televizyona yapışık bir halde beni görmezden gelerek geçiren kim? | Open Subtitles | من يقضي معظم وقته في مشاهدة التلفاز ويتجاهلني ؟ |