Şerefsiz benim hakkımda Yalan söylüyor, çıldırırım tabii. | Open Subtitles | اللعين يكذِب بشأني، و هذا يجعلني مجنوناً |
- Yaşıyla ilgili hep Yalan söylerdi. | Open Subtitles | حسناً، لقد كان يكذِب بخصوص عمره دائِماً |
Delice gelecek biliyorum ama adam Yalan söylüyormuş gibi görünmüyordu. | Open Subtitles | أعرف بأنّ ذلك بعيدٌ عن الحقيقة ... ولكن لم يبدو الأمر وكأنّه كان يكذِب |
- O Yalan söylemiyor ise, birileri batı ejderhalarına iftira atıyor demektir. | Open Subtitles | -إن لم لكن يكذِب إذاً ، فإن أحدهم يوقِع بالتَنانين الغَربية. |
Ona Yalan söyleten de sendin. | Open Subtitles | و أنتَ مَن جعلهُ يكذِب |
Sana kimsenin Yalan söylediği yok, Derek. | Open Subtitles | لا أحد هُنا يكذِب عَليك ديريك |
- Yalan söylüyor. - Biliyorum. | Open Subtitles | - نعم، حسناً، إنهُ يكذِب |
Montgomery'den Yalan söylemesini, Henry Stanton'ın | Open Subtitles | لقد جعلتُ (مُنتغومري) يكذِب على الآمِر |
- Jean'in inançları konusunda size Yalan söyleyip kilisenizi yok etme amacıyla sızması mümkün müdür? | Open Subtitles | من المُحتمل بأنّ (جين) كان ... يكذِب عليك بخصوص إعتِقاداتِه بأنّه قد تسلّل إلى كنيستك من أجل أن يُدمّرها؟ |
Yalan söyledi. | Open Subtitles | كان يكذِب |
Stanton Yalan söylemiyor Leo. | Open Subtitles | (ستانتون) لا يكذِب يا (ليو) |
Gordon, o hiç Yalan söylemedi. | Open Subtitles | أما (جوردن)، فلم يكذِب أبدًا. |
- Yalan söylüyor. | Open Subtitles | - إنهُ يكذِب |
- Yalan söylüyor Caleb. - Siktiğimin yalancısı. | Open Subtitles | إنه يكذِب يا ( كالب ) ! |