| General Chesler, ben Senatör Ruden'in ofisindenim ve acilen sizinle konuşması gerekliymiş. | Open Subtitles | جنرال شيسلر ، انا من مكتب السيناتور رودن و هو يحتاج ان يكلمك فورا |
| Seninle konuşması gerekiyormuş. | Open Subtitles | هذا هو الأمر الطارئ، إنه يريد أن يكلمك |
| Kantos seninle konuşması gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | كانتوس قال انه يريد ان يكلمك الآن |
| sizinle bunu konuşmak istiyor. | Open Subtitles | ويريد أن يكلمك عن ذلك أبلغه أنى سأقابله فورا ً |
| Bay Eriksen, Bay Stinson artık sizinle... | Open Subtitles | سيد اريكسون .. السيد ستنسون لن يكلمك .. ِ |
| Giles, birinin seninle konuşmasına, izin verdiğimi duyarsa beni öldürür. | Open Subtitles | اذا علم جايلس انني سمحت لاحدا ان يكلمك سوف يقتلني |
| Uşağının seninle öyle konuşmasına ses çıkarmayacak mısın? | Open Subtitles | - هل تدع كبير خدمك يكلمك بهذه الطريقة عادة ؟ |
| Bay Green. David Murphy sizinle acil görüşmek ister. | Open Subtitles | مستر جرين , دايفيد ميرفى يود أن يكلمك |
| Bay Green. David Murphy sizinle acil görüşmek ister. | Open Subtitles | مستر جرين , دايفيد ميرفى يود أن يكلمك |
| Halen seninle konuşmasına şaşıyorum. | Open Subtitles | انا مندهش لأنه مازال يكلمك |
| Seninle bu şekilde konuşmasına izin mi vereceksin? | Open Subtitles | هل ستجعله يكلمك بهذه الطريقه؟ |