| Beslenmek için çok çok ince buzların üzerinde yürüyen kutup ayılarını gördüm. | TED | رايت دببة قطبية تمشي عبر جليد رقيق جدا جدا بحثا عن الطعام. |
| Politilenden yapılmış. Yani çok ince. | TED | وقد صنع لي المنطاد من البولي ايثيلين .. وهو رقيق جدا |
| Gökyüzü, gezegeni çevreleyen atmosferin çok ince bir tabakasıymış. | TED | إنها قشرة رقيقة جداً من الغلاف الجوي يُطوقُ الكوكب. |
| Ease Sempozyumu'nda benim için söylediklerin, çok ince sözlerdi, Tom. | Open Subtitles | أنظر , ما قلته في إجتماع الهيئة عني وما كنت أفعله , كان هذا لطيف يا توم لطيف حقاً |
| çok çok ince, mavi bir egzos çizgisi var sanki o çizgi bu yapıyı birlikte tutan şu şeyin arasından gidiyor. | TED | هناك خط رفيع جدا من دخان العادم الازرق يمر عبر هذا الشيء و الذي سيكون نوعا ما الدرب الذي يجعل الامر يتماسك معاً. |
| Tecrübelerime göre sevgi ve nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. | Open Subtitles | ، من خلال خبرتي يوجد هُناك خيط رفيع للغاية بين الحُب والكره |
| Bay Stamphill, çok ince bir buzda kayıyorsunuz. | Open Subtitles | سيد ستامفيل أنت تنزلق على ثلج رقيق جدا الأن |
| Bay Stamphill, çok ince bir buzda kayıyorsunuz. | Open Subtitles | سيد ستامفيل انت تنزلق على ثلج رقيق جدا الان |
| Nefes alamıyorum. Hava çok ince. | Open Subtitles | استطيه التنفس بصعوبه هذا الهواء رقيق جدا |
| Buz çok ince ve kar aracı çok tehlikeli olabilir. | Open Subtitles | الثلج رقيق جدا وعربات الثلج ستكون خطيرة جدا. |
| Şeritler çok ince ve sanki bu normalmiş gibi, aldırmıyorlar. | Open Subtitles | إنّ الأشرطةَ رقيقة جداً وهم كَانوا فقط سَيَتْركونَ يَذْهبُ مثل هو لا يَهْمُّ. |
| çok ince veya çok kalın olmamalı. | Open Subtitles | يجب ألا تكون ثخينة جداً أو رقيقة جداً |
| Pinot çok ince kabuklu bir üzümdür. | Open Subtitles | إن هذا النوع من العنب قشرته رقيقة جداً |
| Sağol, adamım. Bu çok ince bir davranış. | Open Subtitles | شكراً يا رجل هذا لطيف حقاً. |
| Ama malûmat ve bilgi arasında çok ince bir çizgi vardır. | Open Subtitles | ولكن هناك خط رفيع جدا بين المعلومات والمعرفة. |
| Tecrübelerime göre sevgi ve nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. | Open Subtitles | ، من خلال خبرتي يوجد هُناك خيط رفيع للغاية بين الحُب والكره |
| çok ince hesap yapıyoruz, ama daha 1600 km. yolumuz var ve başarabilir miyiz bilmiyoruz. | Open Subtitles | حسناً ، ربما يبدو هذا طريفاً ، هذا التقشف ولكن أمامنا 1000 ميل للوصول لا نعرف إن كنا سنحقق ذلك |
| Çok küçük değil. Sadece çok ince, tamam mı ? Yarrağım çok ince. | Open Subtitles | انه ليس صغير ، هو رفيع جداً قضيبي رفيع جداً |
| Japonya'da hep olduğu gibi, bu alanlar arasındaki sınır çok ince olduğundan; kısa bir süre içinde; | Open Subtitles | كالعادة في اليابان , يُعجب المرء كيف أن الجدران بين العوالم رفيعة جداً |
| Buz, tırmanmak için çok ince, bu durumdan kurtulmak için büyük çaba sarf ediyor. | Open Subtitles | الثلج هنا رقيق جداً ليتمّ الصعود عليه ويناضل لتحرير نفسه |
| Bobby fare beyninin çok ince dilimlerini tutuyor. | TED | بوبي يحمل شرائح رقيقة للغاية من مخ فأر. |