| Şurada bir öğretmen, şurada iki çocuk annesi. Borçlarını ödeyemeyen kişiler. | Open Subtitles | "مدرّس مدرسة هنا وأمّ لطفلين هناك، أشخاص لا يمكنهم سداد ديونهم" |
| Tabii ya ne demezsin, bunu bir de kredi kartı borçlarını ödeyemeyen bana sor. | Open Subtitles | حسناً، قم بإخباري ذلك حينما أعجز عن سداد فواتير بطاقتي الإئتمانيّة |
| Kredilerini ödeyemeyen eski mahkumları. | Open Subtitles | مُحتالين سابقين تعثروا في سداد ديونهم |
| Borçlarını ödeyemeyen ufak çaplı bir hırsız. | Open Subtitles | محتال حقير لا يسعه سداد ديونه |
| Yılan kavanozunu açıp, faturalarını ödeyemeyen kıza biraz daha para vermeye bayılırsın. | Open Subtitles | ستحب أن تفتح علبة الأفاعي خاصتك وتلقي بقليل من المال على البنت التي لا تستطيع دفع فواتيرها |
| Elektrik faturasını bile ödeyemeyen bir garson değil. | Open Subtitles | أنا لا أعرف ليست نادلة لا تستطيع دفع فاتورة كهربائها |
| Borçlarını ödeyemeyen Fairbridge öğrencileri. | Open Subtitles | طُلاب في (فيربريدج)فشلوا في سداد ديونهم |