| Shackleton'ın adamlarından biri bu türde bir alanı geçmenin, bir tren garının cam tavanı üzerinde yürümek gibi olduğunu anlatmış. | TED | واحد من رجال شاكلتون وصف عبوره لهذا النوع من التضاريس مثل المشي على السقف الزجاجي من محطة للسكك الحديدية. |
| Neredeyse bir bulutun üzerinde yürümek hissine yakın bir şey olacaktı. | Open Subtitles | كان من المفترض أن يقترب من حد المشي على السحاب |
| İnce buz üzerinde yürümek daima risklidir. | Open Subtitles | المشي على الجليد الرقيق هو محفوف بالمخاطر دائما. |
| Bacaklarım boşta gibi, bu su üzerinde yürümek gibi bir şey. | Open Subtitles | أشعر أن قدمى منتفخة قليلاً هذا يشبه السير على المياه |
| Ceset yığınlarının üzerinde yürümek zorundaymışsınız. | Open Subtitles | توجب علينا السير على ركام الجثث |
| Suyun üzerinde yürümek hatta uçmak gibi. | TED | يشبه المشي على الماء أو الطيران. |
| Yumurtaların üzerinde yürümek gibi birşeydir. | Open Subtitles | ان تمسّكْ بهم مثل المشي على البيضِ. |
| tırnakları korumak için dizlerin üzerinde yürümek gerekir,.. | Open Subtitles | عليك المشي على الكعب لصالح إصبع قدمك |