| Tamam, uzun şeritler halinde koparın ve altıgen biçiminde örün. | Open Subtitles | حسناً، إطوها على شكل شرائط طويلة وإجدلها على شكل سداسي. |
| Çok güzel bir renk yelpazesi ortaya koyuyorlar: kargaları andıran parlak, koyu renkli tüyler, siyah ve beyaz şeritler veya parlak kırmızı benekler. | TED | أنها تكشف عن مجموعة جميلة من الألوان: ريش لامع، زغب غامق، تذكرنا بالغربان، شرائط متناوبة من الأسود والأبيض، أو بقع من الأحمر الفاقع. |
| İnce, garip, iğrenç şeritler, tamam mı? | Open Subtitles | الغربة الرقيق، الأشرطة المُقْرِفة، موافقة؟ |
| Vantilatörü çalıştırdığınızda şeritler uçuşurdu. Evet, müthişti. | Open Subtitles | وبتشغيل المروحة تتمايل الأشرطة هناك |
| Yerel geçişler, şeritler ve hatta otoyol bölümleri bile bir sonraki bildiriye kadar kapalı kalacak. | Open Subtitles | .. حـاليـاً , الممرات المحلـية , الطـرق وحتّى أجـزاء من طريق الدولة الـسريـع لا تـزال مـغلقة حتّى إشـعار آخـر |
| Saniyede 482 km hızla hareket eden patlamanın açığa çıkardığı bazı şeritler görmekteyiz. | TED | إننا نرى هذه الشعيرات التي تناثرت جراء الانفجار، تتحرك بسرعة 300 ميل في الثانية. |
| Uçurtmanın kuyrukları için gazeteden kağıt şeritler keserdi. | Open Subtitles | وكان يستخدم شرائط من ورق الجرائد من أجل ذيل الطائرة |
| - 0,75 cm lik. Köknar şeritler, kontrplak, yeni metal damalık, katranlı kağıt. | Open Subtitles | شرائط التنوب، ألواح الخشب االجديدة، أنابيب تصريف، و ورق القطران |
| Büyük şeritler. Battaniyeler, tamam. | Open Subtitles | شرائط كبيره,بطانيات,حسنا |
| "şeritler ayrıca satıIır" | Open Subtitles | "شرائط نسيج تباع على حدى " |
| Tümünü görebiliyor musun- Zıplama halkaları gümüş şeritler, gösteriş, ışıklar? | Open Subtitles | ... ألا تلاحظ كل شئ حلقة نشارة الخشب الأشرطة الملونة ، الألق ، الأضوية ؟ |
| Burası kalın, normal şeritler. | Open Subtitles | هنا، الأشرطة الطبيعية السميكة. |
| şeritler halinde yırt. Bandaj yapmak için. | Open Subtitles | مزقي إلى الأشرطة , نحن نحتاج لضمادات |
| Bunlar... bunlar ince şeritler bunlar daha kalın. | Open Subtitles | هذه... هذه الأشرطة الرقيقة، هم أثخن. |
| İnsanların şeritler halinde uçtuğu filan görüntüler vardır. | Open Subtitles | لدينا هذه الصور من الناس تحلق في الممرات وأشياء من هذا القبيل. |
| Ama arabada ki sorun şuydu sadece düz bir kapalı otoparkta, çok kontrollü bir ortamda sürülmek üzere tasarlanmıştı -- hatta kırmızı trafik konileri ile şeritler vardı. | TED | ولكن المشكلة مع هذه سيارة تم تصميمها لتكون تحت القياده فقط في بيئة محكومة جدا، في موقف سيارات مغلق ومسطح -- حتى الممرات يحددها مخاريط حركة المرور الحمراء. |
| Bütün şeritler neden kapanmış? | Open Subtitles | لمَ هذه الممرات مغلقة؟ |
| Bu şeritler, büyük yıldızların nasıl öldüğünü anlamamız için son derece önemli bilgiler taşıyor. | TED | هذه الشعيرات ضرورية لنا لفهم كيف تموت النجوم الضخمة. |