| Bu büyük bir görev ama düşündüğünüz gibi imkânsız değil. | TED | إنها مهمة كبيرة ولكنها ليست بعيدة المنال كما يمكن أن تظن |
| biliyorum, bu yüzden sana büyük bir görev veriyorum. | Open Subtitles | أعلم أنني أستطيع، ولهذا أنا على وشك إعطائك مهمة كبيرة للغاية. |
| Bu eğitim ve öğretimi dünya çapına taşımak çok büyük bir görev, Dünya'yı dolaşacağımızdan dolayı beni kişisel olarak heyeanlandıran bir görev. | TED | لذلك فرفع مستوى التعليم والتدريب عالميًا يعد مهمة كبيرة جدًا، وهي مهمة تثير حماسي جدًا أنا شخصيًا خلال سفرنا حول العالم. |
| Bize büyük bir görev düşüyor. | TED | أمامنا مهمة كبيرة علينا القيام بها. |
| Senin gibi, büyük bir görev anlayışıyla ülkesine hizmet etmeyi seçti. | Open Subtitles | إختار أن يخدم وطنه من إحساسه العميق بالواجب |
| Bu büyük bir görev. | TED | إنها مهمة كبيرة. |
| Önümüzde büyük bir görev var. | Open Subtitles | لدينا مهمة كبيرة جدا أمامنا |
| Bu büyük bir görev, Bay Deeks. | Open Subtitles | " هذه مهمة كبيرة سيد " ديكس |
| Tıpkı senin gibi Amerika'nın yüzleştiği tehditleri görebiliyordu ve ülkesine büyük bir görev aşkıyla hizmet etmeyi seçmişti. | Open Subtitles | استطاع رؤية التهديدات التي تواجها "أمريكا"، ومثلك اختار خدمة بلاده بدافع الشعور العميق بالواجب نحوها |