| Gördüğünüz gibi cupcake şekerli bir hayal dünyasını gösteriyor çünkü biz "şeker, Baharat ve güzel olan her şey" sözüne uymaya çalışan iki kızız. | Open Subtitles | أيضا يظهر كعك بمزيج من الصور الحلوة لان نحن فتاتان نحاول تقديم تصميم نظامٍ معيّن مع عبارة السكر والتوابل وكل شيء جميل |
| Siz ikiniz şeker, Baharat ve çok da güzel olmayan şeylerin birleşimisiniz. | Open Subtitles | انتم اثنين هو مزيج من السكر والتوابل والأمور ليست لطيفة جداً |
| İçi balkabağı, Baharat ve tereyağı dolu. | Open Subtitles | إنها مكتنزة بالقرع والتوابل والزبدة |
| Çay, Baharat ve bitki satardı. | Open Subtitles | أنهُ يُتاجر بالشاي والتوابل و الأعشاب |
| Baharat ve Çay. Nasıl yardımcı olabilirim? | Open Subtitles | محل الشاي والتوابل هل يمكنني مساعدتك؟ |
| O ve ağabeyi Kâzım, Baharat ve deve ticareti yapan ...bir tüccar oğluydular. | Open Subtitles | هو و أخوة الأكبر (كاظم)، كانا ولدا تاجر كان يتاجر فى الجمال والتوابل وال... |
| Baharat ve Çay. | Open Subtitles | الشاي والتوابل |