Bazen daha güzel şeylere yol açmak için bazı şeylerin yıkılması gerekiyor. | Open Subtitles | أحياناً يجب أن تتداعى بعض الأمور لتفسح المجال أمام ما هو أفضل |
Ayrıca bazı şeylerin açıklamasız kalmasının daha iyi olduğunu düşündüğümü de biliyorsun. | Open Subtitles | وتعرف أيضًا أنني أعتقد أنّ بعض الأمور من الأفضل أن تظلّ غامضة |
Herşeyi yeniden düzenlemiş. Yani herşeyi değil ama bazı şeylerin yerini değiştirmiş. | Open Subtitles | حسناً، ليس كل شيئ ما أعنيه قامت بتحريك بعض الاشياء وأعادت التنظيم |
Burada insanlar bazı şeylerin öldürmeye değer olduğunu düşünür. | Open Subtitles | الناس هنا يشعرون أن هناك أشياء تستحق القتل لأجلها |
Farkettik ki, Yüksek Mahkeme bazı şeylerin patent kapsamında olmadığını açıklığa kavuşturmuştu. | TED | يظهر أن المحكمة العليا أوضحت خلال سلسلة طويلة من القضايا أن بعض الأشياء ليس من المسموح إعطاء براءة اختراع فيها |
Belki de bazı şeylerin tercüme edilmemesi daha iyidir. | Open Subtitles | ربما بعض الامور من الافضل ان تبقى غير مترجمة |
Hayır. Bence bazı şeylerin söylenmemesi daha iyidir. | Open Subtitles | أعتقد ان بَعْض الأشياءِ من الافضل الا نتحدث فيها |
bazı şeylerin kokusunu alabilirim. 6'ıncı his gibi bir şey. | Open Subtitles | هناك بعض الأشياء التي أستطيع أن فقط أن أشمها ، إنها الحاسّة السادسة |
bazı şeylerin zaman geçtikçe karıştırılması ve abartılması çok komik. | Open Subtitles | من المضحك كيف للأشياء أن تُحرّف وتتضخم مع مرور الزمن |
Ayrıca bazı şeylerin açıklamasız kalmasının daha iyi olduğunu düşündüğümü de biliyorsun. | Open Subtitles | وتعرف أيضًا أنني أعتقد أنّ بعض الأمور من الأفضل أن تظلّ غامضة |
bazı şeylerin ciddiyetini anlamak için daha çok gençsiniz. | Open Subtitles | ما زال عمركن صغيراً لتدركوا خطورة بعض الأمور |
bazı şeylerin sır olarak kalmasının daha iyi olacağını düşünmeye başladım. | Open Subtitles | بدأت أعتقد أن بعض الأمور من الأفضل أن تبقى مكتومة |
O iyi bir arkadaş. Hala bazı şeylerin nasıl göründüğünü hatırlayabiliyorum. | Open Subtitles | إنها صديقة جيدة، ولكني ما أزال أتذكر شكل بعض الاشياء |
Görüyorsunuz, hayatta bazen bazı şeylerin açıklanamayacağını kabullenmelisiniz. | Open Subtitles | بعض الاوقات في الحياة يجب عليك ان تقبل بأن بعض الاشياء لا يمكن ان تشرح |
bazı şeylerin yaşanması gerekir üzücü olsalar da. | Open Subtitles | بعض الاشياء تكون مقدرة ان تحدث حزينة كما هى |
Sanırım bazı şeylerin söylenmesi önemli. Sizinle konuşmalıyım. | Open Subtitles | أنا متأكد أنه هناك أشياء مهمة أنا فقط يجب أن أتحدث معك |
Birbirimize; bazı şeylerin onarılamaz olduğunu, tüm yaraların iyileşmesi gerekmediğini hatırlatmaktan başka ne yapabiliriz? | TED | ماذا يمكننا أن نفعل بخلاف المحاولة لتذكير بعضنا البعض أن بعض الأشياء لا يمكن اصلاحها، وليس على كل الجروح أن تشفى؟ |
bazı şeylerin önemini belirlemeliyiz. | Open Subtitles | اعتقد اننا بحاجة الى اعادة تقييم بعض الامور |
bazı şeylerin hiç değişmemesi ne kadar güzel. | Open Subtitles | إنه لأمر حَسنُ رُؤية بَعْض الأشياءِ لا تَتغيّرُ. |
Ama en önemlisi, bazı şeylerin... Ne zaman fark ettiğimiz önemli değildi, Çaylak. | Open Subtitles | و تتعلم أن ةتتقبل أن هناك بعض الأشياء خارق مقدرتك |
Gateway'e geldiğimde onu tamir ettirdim ki, bana bazı şeylerin nasıl yürümesi gerektiğini hatırlatsın diye. | Open Subtitles | عندما اتيت الى هنا لقد كان متفكك وأعدته ووضعته في قائمة الاعمال لكي يذكرني كيف للأشياء يجب ان تكون |
Kahrolası Rus'un ölmediğini duyar duymaz bazı şeylerin bir daha eskisi gibi olmayacağını anlamıştım. | Open Subtitles | لكنها أفضل من لا شيء بمجرّد سماعي بأنّ الروسي اللعين لم يمت عرفت بأن الأمور ستأخذ مجرى آخر |
Şuan bazı şeylerin benim için harika olmadığını kabul ediyorum, ama beni uyuşturucuya geri döndürecek hiçbir şey yok. | Open Subtitles | أعترف أن الأشياء ليست جيدة الآن . لكن لا شيء سيعيدني إلى المخدرات |
bazı şeylerin asla değişmeyeceğini düşünebilirsin ve bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yoktur ve hâlâ en iyisini yapmaya çalışırsın, değil mi? | Open Subtitles | الآن، ربما تقررين أن الأمور لن تتغير وأنكِ لا تستطيعين فعل أي شيء بهذا الشأن وستحاولين فعل كل ما تستطيعين رغم ذلك؟ |
Bundan biraz daha önemli bazı şeylerin olabileceğini düşünmeye başladım. | Open Subtitles | بدأتُ أفكّر بأنَّ هناك أمور أكثر أهمية بقليل من ذلك. |
Babamın yalan söylediğini biliyorum. bazı şeylerin olması mümkün değildir. | Open Subtitles | أعلم بأنه يكذب لأن بعض الأشياء مستحيلة |