| Bu olanlar daha çok birini beklemekle ilgili. | Open Subtitles | كل هذا يتعلق بانتظار شخص ما تعرف أنه لن يعود |
| Bu olay hızlıca yayıldı ve zamanımın büyük çoğunluğu hastaları beklemekle geçti. | Open Subtitles | انتشر الخبر بسرعة بعدها والجزء الاكبر من وقتي كان بانتظار المرضى |
| Böylece otobüs beklemekle uğraşmazsın diye düşündüm. | Open Subtitles | بتلك الطريقة، لن يكون عليك أن تقضي الوقت بانتظار الحافلة |
| beklemekle vakit kaybetmeyelim. | Open Subtitles | لا يجب أن نضيع الوقت بالإنتظار. |
| beklemekle vakit kaybetmeyelim. | Open Subtitles | لا يجب أن نضيع الوقت بالإنتظار. |
| Bir yılım burada duruşma beklemekle geçecek. | Open Subtitles | {\pos(192,220)}سأقضي عام هنا بانتظار المحاكمة |
| Bir yılım burada duruşma beklemekle geçecek. | Open Subtitles | {\pos(192,220)}سأقضي عام هنا بانتظار المحاكمة |