| Doğruysa, biliminsanları, "Harika, biliyoruz ki hipotez doğru" derler. | TED | و اذا كانت حقيقية .. فسيقول العلماء حسنا ..نعلم أن هذه الفرضية صحيحة |
| deyince, biliminsanları, peki tamam Nicolaus, bu doğruysa Dünya'nın güneş etrafındaki hareketini tetkik edebilmemiz gerekir, dediler. | TED | عندها قال العلماء.. حسنا نيقولا .. اذا كانت هذه هي الحقيقة فاننا نستطيع عندئذ أن نرصد حركة اﻷرض حول الشمس |
| Ve bununla, biliminsanları teoremlerle ve hipotezlerle başlamaz, sıklıkla dünyada devam eden şeyleri gözlemlemekle başlarlar demek istiyorum. | TED | و بهذا نعني أن العلماء ليسوا بالضرورة أن يبدأوا بنظريات و فرضيات غالبا يبدأوا بمشاهدات تحدث في العالم حولنا |
| Tümevarımsal bilimin yanısıra, biliminsanları modellemeyi de sık sık kullanırlar. | TED | بجانب العلم الاستقرائي يساهم العلماء أيضا في تصميم النماذج |
| Günümüzde, biliminsanları içeride çalışmayı tercih ediyorlar, bu yüzden bilgisayar simülasyonları yapıyorlar ve fiziksel modeller yapmıyorlar pek. | TED | في هذه اﻷيام يفضل العلماء العمل في الداخل فهم لا يبنون نماذج فيزيائية و لكن يصنعون محاكاة بالحاسوب |
| Ancak bu da şu soruyu geri getiriyor: biliminsanları tek bir yöntem kullanmazlarsa, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna nasıl karar verecekler? | TED | و لكن هذا يدفعنا بسؤال مقابل اذا كان العلماء لا يستخدمون طريقة واحدة فكيف يقررون ما هو الصواب و الخطأ؟ |
| biliminsanları pek çok farklı yollarla kanıt toplarlar, ancak nasıl toplamış olurlarsa olsunlar, bunu ince eleyip sık dokumak zorundadırlar. | TED | الدليل يقوم العلماء بجمع اﻷدلة بطرق كثيرة و لكن أيا ما كان يجمعون لابد و أن يخضعوه للتدقيق |
| biliminsanları "Evet, bu doğrudur." | TED | يمكن أن يقول العلماء . نعم .. هذا شئ حقيقي |
| Bu tür sorulara cevap bulmak amacıyla biliminsanları diğer hayvan türlerini ve insan çocukları inceliyorlar. | TED | لمواجهة أسئلة مماثلة، يقوم العلماء الآن بتصوير أنواع حيوانية أخرى وأيضا أطفال البشر. |
| Ve daha çok hasta tedavi aradıkça, biliminsanları depresyonla ilgili daha çok şey öğrenecek, ve tedavi yöntemleri daha da iyileşecektir. | TED | وكلما زاد عدد المرضى الذين يقبلوا الخضوع للعلاج كلما عرف العلماء أكثر عن الإكتئاب، وبالتالي، يتحسن العلاج. |
| Yüzyıllar boyu medeniyetler filozoflar ve biliminsanları buna cevap aramışlardır. | Open Subtitles | من خلال مئات من الحضارات توصل الفلاسفة و العلماء إلى إجابات |
| Çünkü vakum teknolojisi o kadar ucuzlamakta ve etkinleşmekteydi ki, bütün dünyadaki biliminsanları araştırmaları için onu bir araç olarak kullanabilmekteydi. | Open Subtitles | لأن تقنية الفراغِ كانت تصبحُ اكثر رخصاً بكثير وأكثر كفاءة، العلماء في جميع أنحاء العالم يستطيعوا استخدامه كأداة للبحوث. |
| Anaakım biliminsanları açıkça bunu sevmediler. | Open Subtitles | ببساطة فان اتجاه العلماء لم يكن فى نفس الطريق |
| Esasında, 20 yy başına kadar, biliminsanları evreni karmaşık, mekanik, dev bir cihaz olarak gördüler. | Open Subtitles | بدأ الأمر فى بدايات القرن العشرين رأى العلماء الكون على أنه ألة ميكانيكية ضخمة ومعقدة |
| biliminsanları, kısa zamanda tam da buna benzer pek çok başka denklemler buldular. | Open Subtitles | ولم يلبث الا أن وجد العلماء نظريات مشابهة كثيرة |
| biliminsanları balıkların acı çekip çekmediğini bilmiyor. | Open Subtitles | العلماء لا يعلمون إذا الأسماك تشعر بالألم |
| biliminsanları bunu 24 saat gibi kabul eder ve 90 saniyelik zaman dilimi içinde bütün ana hayvan gurupları bugun bulundukları formlarda birden ortaya çıkmıştır derler. | Open Subtitles | بأن العلماء يقولون بأن الحياة كانت حول طوال ال24 ساعة في مجال يساوي 90 ثانية فقط |
| Eh iyi biliminsanları ve Asyadaki bütün liderler. | Open Subtitles | مع أفضل العلماء والقادة من جميع أنحاء أسيا |
| Dünya nüfusu yaşlandıkça, biliminsanları vücudun kök hücreler yoluyla kendi kendini iyileştirme gücünü arttırmaya çalışıyor. | TED | و في حين أن سكان العالم يشيخون، فإن العلماء يتسابقون لإكتشاف وسائل جديدة لتعزيز قوة الجسد لعلاج نفسه من خلال الخلايا الجذعية. |
| biliminsanları dünyamızın ısındığını söylüyorlar, | TED | يخبرنا العلماء أن المناخ يزداد حرارة |