| - Maggie! Sol tarafta derin bir çukur var. Oraya düşmemelisiniz. | Open Subtitles | ثمة حفرة سيئة على اليسار لن ترغب في اختبار هذا |
| Dikkat et, burada bir çukur var. | Open Subtitles | حاذري لخطاك، ثمة حفرة هنا. |
| Deneyeceğim. Böyle yürürseniz, sorun yok, tamam, yürüyebilirsiniz, ama belki, çünkü gözleriniz bu şekilde yürüyorsunuz, önünüzü göremeyeceksiniz, ohh, burada bir çukur var, | TED | سأحاول. إذا كنت تمشي هكذا، لا بأس، لا بأس، يمكنك المشي. ولكن ربما، لأنك تمشي وعيناك هكذا، لن تستطيع الرؤية، أوه، هناك حفرة. |
| Sonuçta artık orada bir çukur var ve neredeyse bir yıl oldu. | Open Subtitles | وضل هناك حفرة كبيرة ولها الان سنة كامله |
| O ağacın yanında bir çukur var. | Open Subtitles | بجانب تلك الشجرة هناك حفرة |
| Orada koca bir çukur var. | Open Subtitles | هناك حفرة ضخمة فى الخلف |
| - bir çukur var. | Open Subtitles | - هناك حفرة أسفل هناك. |