| Normalde 10 yaş altındakiler alabiliyor, ama size bir istisna yapabilirim. | Open Subtitles | عادةً للأطفال أقل من 10 أعوام، ولكن من أجلك سأفعل إستثناء. |
| Fotoğraflarımın bir çoğu yıllarca terk edilmiş yerlere aittir ama bu bir istisna. | TED | أغلب صوري كانت في الأماكن التي تم هجرها لعقود ولكن هذه إستثناء |
| Öyle mi? Ne güzel. Bu durumda, bize bir istisna tanıyın. | Open Subtitles | هل يفعلون ذلك ، هذا لطيف لكن بالنسبة ، سنجرى استثناء |
| Eminim yardıma ihtiyacın yok fakat lütfen bir istisna yap. | Open Subtitles | أثق أنك لا تحتاجين لأي مساعدة لكن رجاء، اجعلي هذا استثناءاً |
| Biliyorum. Ama senin ilk işin için bir istisna uyguluyoruz. | Open Subtitles | أعلم ، ولكننا نعمل استثناءً بمناسبة عميلك الأول |
| Senin durumunda Tanrı bir istisna yapmış besbelli. | Open Subtitles | حسنا يبدو أن الله يقوم باستثناء في حالتك |
| Tanışmadığın biriyle çıkmama politikanı takdir etmekle beraber şu bahçe hortumu konusunda bir istisna yapmanı öneriyorum. | Open Subtitles | أتعلم؟ عندما أصفق لك على سياسة المواعدة العمياء.. فأنا أود أن أشجعك على جعل خرطوم الحديقة أمر استثنائي |
| Senin ihtiyar hariç, elbette. O bir istisna. | Open Subtitles | ليس عنك ايها القديم بالطبع و هذا هو الاستثناء |
| ve bu konferansın hem konusmacılar, hem katılımcılar için ne kadar hayat değiştirici olduğu defalarca söylendi, ve ben de bir istisna değilim. | TED | وكثر الحديث عن كيف استطاع هذا المؤتمر أن يغير حياة الكثير لكل من المتحدث والمستمع,و لست إستثناء |
| Genelde kahvalti için biri neden cin ister diye sormam ama bugün bir istisna yapacagim. | Open Subtitles | بالعادة، إنّي لا أسال أحدهم حول سوفأحتساءالجنفيالفطور.. لكن اليوم سأعمل إستثناء. |
| - Hepimiz onu bir istisna olarak görürüz. | Open Subtitles | كلنا نعتبرها إستثناء إنها ليست كذلك فى مدينة دودج |
| Yine de bunu bir istisna olarak görebilirsiniz. | Open Subtitles | مع ذلك في هذه الحالة , أنت قد تريد أن تقوم إستثناء |
| Gerçekten. bir istisna yapın. | Open Subtitles | أنا لا افعل هذا ابداُ لكنى أَطلب مِنك عمل إستثناء هذه المرهِ |
| Bu sefer bir istisna yaparak esneklik gösterip isteğinizi yerine getireceğim. | Open Subtitles | هذه المرة, استثناء فقط علي أن أظهر بعض المرونة وأستجيب لطلبك |
| Ah, tüm varlıklar önemli bir istisna ile... aramızda paylaştırılacak, ve, bunu söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim. | Open Subtitles | الورث سيتم تقسيمه علينا بالتساوي , مع وجود استثناء وحيد و اعتذر على أنه أنا من يجب اخبارك بهذا |
| Ama bu olayda bir istisna yapacağım. | Open Subtitles | لكني سأجعل هذه الحالة استثناءاً |
| Ve biz burada bir istisna olmak istemiyoruz... | Open Subtitles | . . و نحن لا نطلب أن نكون استثناءاً |
| Şube müdürüne bir istisna yapmaları için dilekçe verebilirim. | Open Subtitles | يُمكنني تقديم التماس للمُفوَّض ليمنحَ استثناءً |
| Ziyaret saati bitti ama bu durumda bir istisna yaparım. | Open Subtitles | ساعات الزيارة انتهت ولكن سأجعلك استثناءً تحت هذه الظروف |
| Fakat sizin durumunuzda bir istisna yaptık. İmzalayın lütfen. | Open Subtitles | لكننا قمنا باستثناء في حالتك وقع هنا من فضلك |
| Herkes bu konuda bir istisna olacağını zanneder. | Open Subtitles | الجميع سيظن انه سيكون استثنائي عن العادة |
| Şimdi, bir istisna yapmak için iyi bir zaman olabilir. | Open Subtitles | حسناً, قد يبدو الآن وقتٌ مناسب لتفكر بخصوص إجراء بعض الاستثناء |
| Sürüngenler ve amfibiler, yumurtladıktan sonra nadiren bebekleriyle ilgilenseler de bu güney Afrika boksörü, bir istisna. | Open Subtitles | نادرا ما تهتم الزواحف والبرمائيات بصغارها بعد خروجها من بيضها ولكن يعتبر هذا العملاق الجنوب إفريقي مستثنى من ذلك |
| Tüm gece açığız, ücretler duvarda yazılı soru yok hiç bir istisna yok. | Open Subtitles | نحن نفتح طوال الليل، الأسعار على الحائط لا أسئلة، لا إستثناءات |
| Klaus'tan kurtuldun tamam mı? bir istisna yap. Yarın sorumlu olmaya devam edebilirsin. | Open Subtitles | نجوتِ من (كلاوس)، أبرحي كاهلكِ، بوسعكِ العودة لتولّي المسؤوليّة غدًا. |
| Sanırım benim için küçük bir istisna yapabilirsiniz. | Open Subtitles | أعتقد أنه يمكنكِ القيام بإستثناء من أجلي |
| Ama Lula Mae, o bir istisna. | Open Subtitles | لكن أنت تتحدث عن (لولا ماي) كانت شخصاً استثنائياً. |