"bir kavram" - Translation from Turkish to Arabic

    • فكرة
        
    • مصطلح
        
    • مفهوم
        
    Bilgisayar programlamadan çıkan diğer bir kavram modern hayatta da çok yaygın olan bölünmeler ile ilgilidir. TED فكرة أخرى تم استنتاجها من طريقة الجدولة في الحواسيب لها علاقة بواحدة من الصفات السائدة في الحياة العصريّة: المقاطعة.
    Bu, etrafınızdaki olası imkanların farkına varmak ve onları yakalayıp birer çözüme dönüştürmek çok da yeni bir kavram değil. TED لذا فهذه ليست تحديداً فكرة جديدة، نوعاً ما ، رؤية الفرص فيما حولنا من أشياء ثم خطفها بسرعة وتحويلها الى حلول.
    1950'lerin sonunda, Madison Bulvarı'nın reklamcılık yöneticilerini tarif etmek için bir kavram türetildi. Open Subtitles مصطلح يصف مدرآء التنفيذ في مجال الإعلام في شارع ماديسون في آواخر الخمسينات
    Gücümüzü toplamamız gerekiyor, ama bu senin bilmediğin bir kavram. Open Subtitles نحن فى حاجه إلى قوانا, مصطلح أنت لاتعلم عنه شيئ.
    Ve ırk, bizim korkularımızdan ve cahilliğimizden yarattığımız gayrı meşru bir kavram. TED والعرق هو مفهوم لا أصل له نحن أنشأناه بأنفسنا مبنيا على خوفنا والجهل.
    Yenileyici tıp herkesin anlayabileceği, inanılmaz kolay bir kavram. TED الطب التجديدي مفهوم في غاية البساطة يمكن لأي شخص أن يفهمه
    Ben bu sandalyeye başladığımda daha yerleşmiş bir kavram değildi. TED عندما شرعت في عمل هذا المقعد لم يكن عبارة عن فكرة مسبقة التصور.
    Ve bence birçok şekilde dayanıklılık fikri sürdürülebilirlik fikrinden daha yararlı bir kavram. TED وأعتقد ، في نواح كثيرة ، أن فكرة المرونة هي مفهوم أكثر فائدة من فكرة الاستدامة.
    Gümüşdil enfes bir kavram. Ben düşünmüş olmak isterdim. Open Subtitles البُلَغاء فكرة مدهشة , أتمني أنني فكرت في ذلك
    Biliyorum bu bir prenses için yabancı bir kavram olmalı, ama anlamı şu ki odanın bir tarafı senin, diğer tarafı da benim. Open Subtitles وانا اعلم على الارجح انها فكرة غريبة على اميرة ولكن هذا يعني انك تأخذين جانبا من الغرفة وانا اخذ الجانب الاخر
    Tanrı konseptine bir itirazım yok ama katılım gerektiren bir kavram olması beni çok şaşırttı. Open Subtitles لا أعارض فكرة الألوهية و لكن يحيرني الأشخاص الذين يسلكون ذلك الدرب
    Rex benim için bir mefhum, soyut bir kavram. Open Subtitles ريكس مجرد مفهوم , فكرة غامضة بالنسبة إلي
    İçinde bulunduğumuz meslek için, gerçek kaypak bir kavram, öyle değil mi Bayan Wenscombe? Open Subtitles الحقيقة مصطلح واه في عالمنا اليس كذلك يا انسة ونسكومب
    En güvenli yolu onlar biliyor ancak burada "güvenli" göreceli bir kavram. Open Subtitles فهم يعرفون الممرات الأكثر أمانا الأمان هنا هو مصطلح نسبي
    Hastalık benim için göreceli bir kavram oldu. Open Subtitles المرض أصبح مصطلح نسبي بالنسبة لي.
    "Yakınlık" göreceli bir kavram. Open Subtitles القرب مصطلح نسبي
    - "Sık" herkese göre değişen bir kavram. Open Subtitles حسناً أن عادةً مصطلح نسبى
    Peki, ilk öğrendiğim şey ise, masrafların gerçekten kaygan bir kavram olduğudur. TED حسنا، أول شيء تعلمته أن التكلفة هي مفهوم غامض حقّا.
    Yumuşak güç bir Harvardlı öğretim üyesi arkadaşım, Joseph Nye'in icat ettiği bir kavram. TED القوة الناعمة هي مفهوم إخترعه أكاديمي في هارفارد، جوزيف ناي، أحد أصدقائي.
    Ve dediğim gibi sürdürülebilirlikten daha yararlı bir kavram. TED واعتقد انها مفيدة أكثر من مفهوم الاستدامة ، كما قلت.
    Bizim, verilere uyan modern bir kavram oluşturmamız gerekli. TED يجب ان يكون لدينا مفهوم جديد مفهوم يتوافق مع البيانات الجديدة

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more