Daha sonra bilgisayarı, resimde gördüğünüz protez bir kola bağladılar ve bu kolu başka bir odaya yerleştirdiler. | TED | ثم ربطوه بذراع اصطناعية، والتي ترونها هنا في الصورة، وضعوا الذراع في غرفة أخرى. |
Kendimizi iki gün boyunca bir odaya kilitleyip bizi birbirimize bağlayan şeylerin ne olduğunu anlamaya çalıştık. | TED | لذا حبسنا أنفسنا في غرفة لمدة يومين. وحاولنا اكتشاف ما يربط بيننا. |
Çözüm: İnsan atığını al, hayvan atığını al, bunları bir odaya koy, onlardan biyogaz, metan gazı üret. | TED | و ضعها في غرفة, ليخرج من المزيج غاز عضوي غاز الميثان. الغاز يعطي وقود للطبخ مدة ثلاث الى أربع ساعات باليوم |
Onun, kapısında sonsuzluk işareti olan bir odaya girdiğini gördüm. | Open Subtitles | رَأيتُها تَذْهبُ إلى غرفة عليها رمزِ لا نهايةِ على البابِ |
Bizi buraya getirdiklerinde, bir odaya üç aile koydular. | Open Subtitles | عندما أتوا بنا إلى الحى وضعوا كل ثلاث عائلات مع اطفالهم فى غرفة واحدة |
Tilki Ryutarou, güzel konuşma yeteneğiyle altıncı Kincho'yu etkiledi, ve onu Ginza'nın ünlü klüplerinden birindeki özel bir odaya davet etti. | Open Subtitles | الثعلب ,ريوتاترو من خلال لسانه الطليق لقد تمكن من اجتذاب كينشو السادس و قد دعاه الى غرفة في نادي جينزا المشهور |
Aynı gruptan insanları böyle bir odaya koyun, böyle bir odaya göre çok daha farklı davranacaklardır. | TED | لقد وضعت نفس المجموعة من الأشخاص في غرفة مثل هذه وسوف يتصرفون بشكل مختلف حقاً عن غرفة مثل هذه. |
Psikoloji profesörü, dört yaşında birkaç çocuğu aldı ve onları yanlız başlarına bir odaya koydu. | TED | أخذ أستاذ علم النفس مجموعة من الأطفال في الرابعة من عمرهم ووضعهم وحدهم في غرفة |
Hiçbirimiz bir odaya girip, tüm kapıları kapattıktan sonra, deneyimle ilgili notlarımızı karşılaştırmadık. | Open Subtitles | لم يجتمع أحد منا في غرفة واحد حيث كل الأبواب مٌغلقة و مقارنة بالملاحظات عن تلك الخبرة |
Hiçbirimiz bir odaya girip, tüm kapıları kapattıktan sonra, deneyimle ilgili notlarımızı karşılaştırmadık. | Open Subtitles | لم يجتمع أحد منا في غرفة واحد حيث كل الأبواب مٌغلقة و مقارنة بالملاحظات عن تلك الخبرة |
Kurşun geçirmez camlı bir odaya soktular. | Open Subtitles | ليلقوا بي في غرفة إنتظار بنوافذ البنك المصرفي |
Onları bir odaya koyup çekişmelerini sağlayacağız. | Open Subtitles | ضعهم في غرفة واحدة وأجعلهم يزايدوا بعضهم على بعض |
Onun, kapısında sonsuzluk işareti olan bir odaya girdiğini gördüm. | Open Subtitles | رأيتها تذهب إلى غرفة مع رمز اللانهاية ، على الباب |
Gitmeden önce küçük bir şey, ...eğer bir odaya çekildiğinizi hissederseniz, ...içeri girmeyin ve başkalarının sizi görebildiğine emin olun. | Open Subtitles | إذا أحسستم بأنكم مسحوبين إلى غرفة على وجه الخصوص فلا تدخلوا إليها، و تأكدوا أن شخصا آخر يمكنه رؤيتكم دائما |
Otellerimden birinde birkaç günlüğüne bir odaya ihtiyacı olduğunu söyledi. | Open Subtitles | قالت أنهّا في حاجة إلى غرفة في أحد فنادقي ليومين، |
Şu anda petrol tanklarına yatırım yapmamı isteyen Norveçlilerle dolu bir odaya yürüyorum. | Open Subtitles | انا على وشك الدخول الى غرفة بها نرويجيون يريدونني ان استثمر خزانات وقودهم |
Sizi küçük bir odaya alıyorlar ve orada yemek veya içmek isteyebileceğiniz her şey var. | Open Subtitles | الطعام يضعوك في غرفه صغيرة بها كل ماتريد أن تأكل أو تشرب |
Sizi küçük bir odaya alıyorlar ve orada yemek veya içmek isteyebileceğiniz her şey var. | Open Subtitles | الطعام يضعوك فى غرفه صغيرة بها كل ماتريد أن تأكل أو تشرب |
Bir basketbol topu kadar. Allah Aşkına , bir odaya yatabilir miyim? | Open Subtitles | انها مثل حجم كرة السلة لمحبة الله، هل يمكنني الحصول على غرفة. |
Daha küçük bir odaya geçmem. -Bayım, katınıza geldik. | Open Subtitles | لا اريد غرفة اصغر - ...سيدي, اجمع اغراضك- |
Bu düğmelerden birine basarak sizi herhangi bir odaya götürebilirim. Herhangi bir düğmeye. | Open Subtitles | هو يمكن أَن يأخذك إلى أي غرفة في المصنع بضغط أحد هذه الأزرارِ، أي منها |
Öyle bir odaya mı gitmek istersin? | Open Subtitles | أهذا هو نوع الغرفة التي تود الذهاب إليها؟ |