| Araştırmanın yatırımı yönlendirmesini istiyoruz, bunun tersini değil. | TED | نريد ان نجعل الأبحاث محرك التمويل, و ليس العكس. |
| Bravo!'' dediğinde muhtemelen alay ederek bunun tersini söylemek istiyor. | TED | فإنهم يقصدون العكس على الأغلب مع مسحة من السخرية. |
| Yıllarca araştırmamıza rağmen henüz bulamadığımız şey, bunun tersini gösteren bir işaret. | TED | والذي لم نجده، على الرغم من قضائنا سنوات في البحث، هو أي دليل على حدوث العكس. |
| İngiliz bilim insanı Michael Faraday bunun tersini gösteren ilk kişiydi. | Open Subtitles | مايكل فاراداي بينما العالم البريطاني كان أول من أثبت العكس |
| Eğer niyetin boşanmayı önlemektiyse, bunun tersini elde ettin. | Open Subtitles | لو كانت نيتك هي تجنب الطلاق، فقد حققتِ العكس |
| Kendine saygısızlık edilmiş gibi hissediyorsun ancak buraya gelmiş olmam gerçeği bile bunun tersini ispatlar nitelikte. | Open Subtitles | أنت تشعر بعدم الإحترام لكن حقيقة أنني أتيت إلى هنا تثبت أن العكس هو الصحيح |
| Ancak yeni araştırmalar bunun tersini gösteriyor. | Open Subtitles | ولكن الدراسات الجديدة تلمح إلى أنه يمكن أن يكون العكس أيضا صحيح. |
| Hepiniz bilgi edinme konusunda, oldukça yetenekli hale geldiniz... ama zaman bunun tersini gerektiriyor. | Open Subtitles | جميعكن أصبحتن ماهرات في جمع المعلومات ولكن الوقت قد حان كي تصبح الأمور في العكس |
| Aslında bunun tersini yapmaya geldim. | Open Subtitles | في الواقع، وأنا هنا أن تفعل العكس. |
| Bizim tarımımız bunun tersini yaptı. | TED | أعمالنا الزراعية صنعت العكس. |
| Çünkü çoğu erkek bunun tersini yapar. | Open Subtitles | لأن أكثر الرجال يفعلون العكس |
| Burada bunun tersini söyleyen bir elektronik posta var. | Open Subtitles | لدينا إيميل هنا يقول العكس |