| Muhtemelen savaşmam için. Ya da casusluk için. Bazen beni casusluk için kullanır. | Open Subtitles | القتال او التجسس، انه دائماً يستخدمني للتجسس. |
| Bu arada mini etek casusluk için berbat. | Open Subtitles | بالمناسبة, صغير ودقيق؟ لذا ليس جيداً للتجسس. |
| Açık konuşmak gerekirse bu işte çok kötüsün ve casusluk için donanımlı değilsin. | Open Subtitles | حسنا، لنكون واضحين، أنت سيء في ذلك. أنت لست مستعد للتجسس. |
| Bu yüzden ev sahiplerimizin zıvanadan çıkması yerine endüstriyel casusluk için kullanılıyorlar. | Open Subtitles | إذاً.. بدلاً من أن يفقد المضيفين صوابهم، يتم إستخدامهم للتجسس الصناعي |
| Calvera casusluk için üç adam yollamış. | Open Subtitles | ثلاثة رجال أرسلهم كالفيرا للتجسس |
| Bana para önerdi, ama casusluk için değil. | Open Subtitles | عرض علي المال ولكن ليس للتجسس عليك |
| İnsansız hava araçları, kurumlarda casusluk için kullanılırdı. | Open Subtitles | إنها طائرات تستعمل للتجسس المتعاون |
| casusluk için mükemmel. | Open Subtitles | إنها جيده للتجسس |
| Gizli Ajan Sorina'ya düzgün casusluk için pezevenk model ayakkabılar gerekli. | Open Subtitles | العميلة السرية (سورينا) تحتاج أحذية قوّادة للتجسس المناسب. |
| - casusluk için olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | للتجسس ، كما أعتقد |