| Satranç ustası... bir çeşit matematik dahisi, bunu da poker oynayarak kanıtlamayı seviyor. | Open Subtitles | موهوب في الشطرنج. عبقري في الرياضيات و يحب أن ثبت ذلك بلعب البوكر. |
| - Ben, bilgisayar dahisi, yapabildiğim her şeyi denedim, | Open Subtitles | انه انا عبقري الكمبيوتر. لقد جربت كل شيئ |
| Çocuğunun konser piyanisti ya da matematik dahisi olması önemli değil. | Open Subtitles | سواء كان طفلك عازف بيانو في الحفلات أو عبقري رياضيات فهذا لايهم |
| Sayın kurul üyeleri, karşınızda oturan bu adam bir zamanların kötü şöhretli, kötü dahisi. | Open Subtitles | السادة أعضاء اللجنة، إن الجالس أمامكم العبقري الشرير الذائع الصيت قد شفي تماما |
| Mekanik dâhisi, dünya çapında psikiyatrist, ayaklı hesap makinesi. | Open Subtitles | نابغة ميكانيكيّة، طبيب نفسي عالميّ، وآلة حاسبة بشريّة. |
| "Yani, belki hiçbir zaman matematik dahisi olmak konusundaki beklentileri cevaplayamadım." | Open Subtitles | أعني أنه صحيح أنني لم أرقى لمستوى ما توقعه الناس لي كعبقري رياضيات صغير |
| Italyan dahisi. Evet. Şu iki oğlanın üzerine biraz pislik bulaştırmanı istiyorum isimleri John ve Jeremy Ryan. | Open Subtitles | "الحقير الكبير" (تومي غوفانو), إنهُ عبقريٌ جداً |
| Söylemeliyim ki, Sam, sen sanki bir -- içki dahisi falan olmalısın. | Open Subtitles | انا يجب ان اخبرك ياسام انت مثل عبقري شراب |
| Ama hiçbir şey bulamamışlar. Burada "yasal şirket dahisi" yazıyor. | Open Subtitles | لكنهم لم يجدوا أدلة تدينه مذكور هنا بأنه عبقري الأعمال الشرعية |
| bugünlerde araba sahibi olmak için nerdeyse bigisayar dahisi olmak lazım. | Open Subtitles | يجب أن تكون عبقري حاسب حتى تستطيع أصلاح سيارة اليوم |
| Kendimi... satranç dahisi olarak görmüyorum. | Open Subtitles | أنا لا أعتبر نفسي أن أكون عبقري في الشطرنج. |
| Bilgisayara ihtiyacı olmadığını göstermek isteyen bir bilgisayar dahisi. | Open Subtitles | عبقري بالحاسوب يريدنا أن نعرف أنهُ لا يحتاج الى حاسوب |
| Medya genel olarak sizi bir bilgisayar dahisi olarak görüyor. | Open Subtitles | غالبا ما تصفك وسائل الإعلام بأنك عبقري في الكمبيوتر |
| Yani bizden bir bilim dahisi ya da onur öğrencisi yerine bu aptalı almana yardım etmemizi mi istiyorsun? | Open Subtitles | إذا أنت تريد أن نساعدك في جذب هذا المغفل بدلاً من طالب شرف أو عبقري علوم ؟ |
| Bunlardan biri kör ve otistik bir piyano dahisi olan piano sanatçısı Derek Paravicini, diğeri de Güney Sudan'dan eski bir çocuk asker olan, sözsel şair ve rapçi Emmanuel Jal. | TED | واحدة منهما لعازف البيانو دريك بارفيتشيني، الذي صادف أن يكون أعمى، عبقري متوحد على البيانو، وإيمانويل جال، مجند طفل سابق من جنوب السودان، الذي هو شاعر الكلمة المنطوقة ومغني راب. |
| Neşter dahisi ama yön konusunda berbat. | Open Subtitles | عبقري بفروة الرأس وسيء في الإتجاهات |
| Evet, tabi, şey gibi, bilgisayar uzmanı veya dahisi. | Open Subtitles | أجل، إنّه أشبه بخبير الحاسوب أو عبقري.. |
| Senin, Polaris kentinin en genç bilgisayar dahisi olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | اعلم انك اصغر عبقري في الكمبيوتر |
| Bu araştırma merkezimizin dahisi bay Rusi. | Open Subtitles | هذا السّيد، روسي، العبقري قسم بحوثنا. |
| Burada ondan, yaşının en büyük dahisi olarak bahsediliyor. | Open Subtitles | -عليك أن تسمع , كيف يتحدثون عنه هنا -بوصفه العبقري الأعظم في هذا العصر. |
| Happy, bir mekanik dâhisi. | Open Subtitles | و(هابي) نابغة ميكانيكيّة. |
| Mike içeri girer, biraz klavyeyle oynar, biz gerçek dünyada bir şeyler yaparız, oda bir bilgisayar dahisi gibi görünür. | Open Subtitles | ويقوم ببعض الكتابة النقر على الكيبورد ونحن نقوم بشيء في العالم الحقيقي وهذا يجعله يبدو كعبقري في الحاسوب |
| Siktiğimin dahisi ! | Open Subtitles | عبقريٌ للغاية. |