| Merkezi sistem tarafından kontrol ediliyorlar. Sistem nasıl kontrol ediliyor peki? | Open Subtitles | يتم التحكم بهم بواسطة نظام مركزى اذاً كيف يتحكم النظام ؟ |
| Okullar, öğrencilerin çok dar bir başarı spektrumunda neler yapabileceklerini bulmaları için teşvik ediliyorlar. | TED | يتم تشجيع المدارس على اكتشاف ما يمكن للأطفال القيام به في نطاق ضيق جداً من الانجازات. |
| Nijerya'da eşcinseller taşlanarak öldürebiliyor ve sıkça linç ediliyorlar. | TED | أما في نيجيريا فإن المثليين و بحكم القانون يتم رجمهم حتى الموت أما الإعدام خارج نطاق القانون فقد أصبح شيئا عاديا |
| Bu yüzden her gün otizme sahip birçok bireyin farkına varılmıyor ve istismar ediliyorlar. | TED | وبهذا يُهمّش الكثير من المصابين بالتوحد كل يوم، كما يتم استغلالهم. |
| Böylelikle artık nöronlar çipin üzerinde ufak nodlar ya da çevrimler halinde temsil ediliyorlar, ve nöronların arasındaki bağlantılar transistörler tarafından modelleniyorlar. | TED | الآن الخلايا العصبية يتم تمثيلها بعقد أو دوائر على الرقاقة ، والاتصالات بين الخلايا العصبية تتم عن طريق الترانزستورات |
| Cam panellerde insan hayal gücünün 5.000 yılı mevcut ve bilgisayar tarafından kontrol ediliyorlar. | TED | في ألواح زجاجية تقبع 5 آلالاف سنة من خيال الإنسان التي يتم التحكم بها عبر الكمبيوتر. |
| Kanuni yollara gitmekle tehdit ediliyorlar. | TED | ولكنه يتم تهديده في المقابل بمجازاة قانونية |
| Düzenli bir şekilde tıp uzmanları tarafından muayene ediliyorlar. | Open Subtitles | بشكل روتيني , يتم فحصهم بواسطة فريق طبي مختص |
| Sıklıkla bu yapıya kızıp terhis ediliyorlar ve kendi paramiliter rejimlerini oluşturuyorlar. | Open Subtitles | معظم الاوقات انهم يكرهون النظام و يتم تسريحهم |
| Ve bunlarla temsil ediliyorlar. | Open Subtitles | كل هذا من حولك في انتظار أن يهزمك و يتم تقديمهم عن طريق هؤلاء |
| Mikrobotlar bu nöro iletici ile kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | الروبوتات المصغرة يتم التحكم فيها عن طريق هذا الناقل العصبي |
| Eziliyorlar, kurban ediliyorlar, alay edilip öldürülüyorlar ve ısdırap içinde ölüyorlar. | Open Subtitles | يتم تخوفيهم و التضحية بهم يُخدعون ويُقتلون ويموتون بعذاب. |
| Bu insanlar düşman değil. Kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | أولئك الناس ليسوا العدو، ولكن يتم التحكم بهم |
| Bu insanlar düşman değil. Kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | أولئك الناس ليسوا العدو، ولكن يتم التحكم بهم |
| İnsanlar tam anlamıyla cep telefonları, tabletleri, sosyal ağları ve oynadıkları oyunlar tarafından kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | يتم التحكم الناس حرفيا من هواتفهم وأقراص، والشبكات الاجتماعية، و الألعاب التي تلعب. |
| Daha zeki kabul ediliyorlar ve daha güvenilir, daha fazla maaş alıp daha az cezaya çarptırılıyorlar, bu kararların bir dayanağı olmasa bile. | TED | إنهم يُعتبرون أكثر ذكاءً، وجديرون أكثر بالثقة، يتم منحهم رواتب أعلى وعقوبات أقل، حتى عندما تكون هذه الأحكام ليس لها ما يبررها. |
| Kamyonlar, bütün büyük eyaletlerarasında kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | - نفس الشيء- كل الشاحنات يتم تفتيشها بالطرق بين الولايات |
| Sonra yok ediliyorlar ve ölümü tadıyorlar, tek söyleyebildikleri ise, "Neden?" | Open Subtitles | ثم لاحقا يتم تدميرهم و يشعرون بالموت و كل ما يمكن أن يقولوا هو "لماذا" ؟ |
| Hepsi kapsamlı şekilde kontrol ediliyorlar. | Open Subtitles | . و كلها يتم مراقبتها بشكل مكثّف |
| Yıldız Geçidi Üssü'ne nakil ediliyorlar. | Open Subtitles | يتم نقلهم إلى قاعدة ستارجيت |