| Vergiler birikmeye başlamıştı, o da evi satmak zorunda kalacaktı. | Open Subtitles | والضرائب كانت متراكمة وأنها كانت في طريقها إلى بيع المنزل. |
| Anlıyorsun, konu Bertin muhtemelen evi satmak zorunda kalacağımızı düşünmesi. | Open Subtitles | النقطة هي، أن السيد بيرت هانلي يقول إنه ربما يجب علينا بيع المنزل. |
| Eşiniz bu evi satmak istemiyor ama ben onu almalıyım. | Open Subtitles | زوجك لا يريد بيع المنزل لكن علي ان اشتريه |
| Geçen Salı günü. Onun için evi satmak zorundayım. | Open Subtitles | الثلاثاء الماضي ، لهذا السبب عليّ بيع البيت |
| Özür dilerim, fikrimi değiştirdim, fakat evi satmak için hiç uygun bir zaman değil. | Open Subtitles | و عهود التنفيذ آسف ثانيةً على التراجع لكنه ليس وقتاً مناسباً لبيع المنزل |
| Lanet olası evi satmak için tohum aldığında böyle oluyor. | Open Subtitles | هذا ما يحدث عندما يعطوني اكياس بذور، بدلا من بيع بيتي. |
| Babam evi satmak istiyor. | Open Subtitles | يريد أبي أن يبيع المنزل |
| Bay Drake'in de evi satmak istemesi çok güzel. | Open Subtitles | حسناً إنه لأمر جيد بأن يتفق معك حول بيع المنزل |
| Birikimlerimiz suyunu çekince de evi satmak zorunda kalırız sonra. | Open Subtitles | وصديقها والفاشل وكل مدخراتنا ستنتهي، ثم سيكون علينا بيع المنزل! |
| Çünkü evi satmak konusunda ciddi olduklarını düşünmemiştim. | Open Subtitles | - حسنا، لأنني لم أفكر كانوا جادين في بيع المنزل |
| Artık tek yapmam gereken seni öldürmek ve evi satmak. | Open Subtitles | الآن عليّ قتلك فقط ، ثم بيع المنزل |
| Dürüst olmak gerekirse, şehir daha fazla yıpranmadan önce evi satmak istiyor. | Open Subtitles | في الواقع، العقارات يريد بيع المنزل ... قبل تتدهور المزيد. |
| Harriet, evi satmak zorunda kalabiliriz. | Open Subtitles | هاريت، قد يتوجب علينا بيع المنزل |
| 5 milyonu bulmak için evi satmak zorundayız. | Open Subtitles | للحصول على خمسة، سيكون علينا بيع المنزل |
| Phoenix'deki evi satmak zorunda kaldık, bu yüzden buradayız. | Open Subtitles | (توجب علينا بيع المنزل في (فينيكس وهذا سبب قدومنا إلى هنا |
| evi satmak zorunda kalacağız hatta sahip olduğumuz her şeyi. | Open Subtitles | سنضطر إلى بيع المنزل و... و... |
| Asıl suç o evi satmak olacak. | Open Subtitles | بيع المنزل سيكون قتلاً |
| Annem hayattayken, evi satmak hiç hoşuma gitmedi. | Open Subtitles | يبدو غريباً بيع البيت بينما أمي لاتزال حية |
| Babam evi satmak istiyor, çünkü faiz oranlarının artmasından endişe ediyor. | Open Subtitles | إن أبي يريد بيع البيت لأنه كان يخشى من أن ترتفع أسعار الفوائد |
| evi satmak bir aile kararı değildi biliyordum. | Open Subtitles | كنت أعرف أنها ليست عائلة قرار لبيع المنزل. |
| Lanet olası evi satmak için tohum aldığında böyle oluyor. | Open Subtitles | هذا ما يحدث عندما يعطوني اكياس بذور، بدلا من بيع بيتي. |
| Başlangıçta bunun gibi bir şeyden bahsetmiştik Mark evi satmak istediğinde ama sen kabul etmemiştin çünkü... | Open Subtitles | لقد تكلمنا عن موضوع مشابه لهذا في بداية البرنامج عندما (مارك) أراد ان يبيع المنزل - لكنكِ رفضتي هذا لأن .. |