| Bir hafta içinde Suriye'den ayrılmazsanız artık sizin güvenliğinizi garanti edecek durumda olamam. | Open Subtitles | إن لم تغادر "سوريا" في غضون أسبوع، فلن أكون قادراً على ضمان سلامتك |
| Bir hafta içinde Suriye'den ayrılmazsanız artık sizin güvenliğinizi garanti edecek durumda olamam. | Open Subtitles | إن لم تغادر "سوريا" في غضون أسبوع، فلن أكون قادراً على ضمان سلامتك |
| Kabul edersen, kumar makinelerinden aldığını garanti edecek. | Open Subtitles | لو قبلت، سيضمن وضعيتك مع الآلات التي أعطوها لك |
| Müşterilerimizin asla bir pinball makinesi görmeyeceklerini ve hela kelimesini duymayacaklarını garanti edecek bir isim. | Open Subtitles | إسم سيضمن للزبائن بأنهم لن يواجهوا (باينبال) او كلمة مرحاض |