| Bir Gergedan gibi yere devirdiğim halde o deli yeniden ayağa kalktı. | Open Subtitles | لقد نهض بعد أَن وضعت رصاص بما فيه الكفاية فيه ليسقط كركدن |
| Bir adam Gergedan tarafından yaralandı. | Open Subtitles | أصيب رجل بهجوم من كركدن. يعاني نزيفاً حاداً. |
| Gergedan işinde bir uğursuzluk olduğunu düşünmeye başladım. | Open Subtitles | بدأتُ أشعر بأن النحس يلازمنا عندما نحاول اصطياد الكركدن. |
| Sanırım bir Gergedan sesi duydum! | Open Subtitles | أظنّ أنّني أسمع صوت الكركدن على الأبواب. |
| Yakın zamanlarda hiç Gergedan ellemedim. Ama, zımpara kağıdı gibiydi. | Open Subtitles | .لم أتحسس أي وحيد قرن مؤخراً .لكنّه مثل ورق الصّنفرة |
| Değişken, ben Ufak Gergedan. Duyuyor musunuz? Tamam. | Open Subtitles | أيها "المتغير" ، معل "راينو السهل" ، أتسمعني ، بدل |
| o bir suaygırı Gergedan! | Open Subtitles | لا ، إنها كركدن فرس النهر كركدن فرس النهر ؟ |
| Nereden geldiği bilinmeyen sinirli bir Gergedan... zavallı anne ve babasını çabucak yiyiverdi. | Open Subtitles | كركدن غاضب ظهر من العدم... وإلتهم أمه وأبيه المساكين. |
| O, bir kaplan veya bir Gergedan veya bir goril de değildi. | Open Subtitles | ما كان نمرا أو كركدن أو غوريلا |
| Kedi, kuş maymun Gergedan, Japon balığı. | Open Subtitles | قطة , طائر قرد كركدن , السمكة الذهبية |
| Sindirella'dan Gergedan'a. Kuzey yönünde ilerle. | Open Subtitles | "كركدن"، معك "تاج سندريلا"، إستمر في التحرّك شمالاً، |
| Sindirella'dan Gergedan'a. Bir araç bize doğru geliyor. Tamam. | Open Subtitles | "كركدن" من "تاج سندريلا" سيارة "بي إم" تتوجه نحوك. |
| Savaş çıktığı zaman da, hiçbir ülke bir Gergedan alma lüksüne sahip olamaz. | Open Subtitles | عندما تندلع الحرب , لا أحد يستطيع تحمل مصاريف الكركدن الغالية |
| Sebzeli Kaplan, Kara Gergedan Yahnisi Pandalı Börek mi? | Open Subtitles | نمور التاميل أسود الكركدن فطائر الباندا؟ |
| Bu model, bir aslan ya da leopar yada Gergedan ya da fil saldırısana uğramayı -- ve kaçmak zorunda oluşunuzu, ve bir ağaca tırmanmayı bilmeseniz bile ağaca tırmanmak zorunda oluşunuzu içeriyor. Ben orada bir gün içinde ölürdüm, | TED | و هذا يعتمد إذا تمت مهاجمتكم من قبل أسد أو نمر أو الكركدن أو فيل -- و الوقت الذي تفرون به، و الوقت الذي تتسلقون فيه الأشجار -- في حين يمكن أنكم لم تقوموا أبدا بتسلق شجرة. أنا سأموت بيوم، |
| Ayrıca, Samuel bana, kurutulmuş Gergedan penisinden yapılmış bir doğurganlık kolyesi verdi. | Open Subtitles | وقد أعطاني ساميول عقداً أفريقياً للخصوبة مصنوع من جزء وحيد قرن مجفف |
| İşte benim bugün başlıklarda gördüğüm de koca bir gri Gergedan, yepyeni, son derece olası bir ekonomik kriz. | TED | لذا ما أراه في العناوين الرئيسية هو وحيد قرن رمادي ضخم آخر، وأزمة اقتصادية متوقعة جديدة. |
| Biliyor musun Wisconsin'de bir kıza kocaman mor bir Gergedan kazansan anında kucağında! | Open Subtitles | أنت تعلم ، في ويسكنسن إن تمكنت أن تفوز لفتاة بــ وحيد قرن أرجواني كبير تمارس معك الجنس |
| Evet. Çığlık Atan Gergedan da çalışıyordu. | Open Subtitles | "أجل, إنهم يعملون في "سكريمنغ راينو |
| Adı Rino. Bir Gergedan gibi görünür ve davranır. | Open Subtitles | اسمه رينو و يبدو أليف |
| Siz Gergedan'a aldırmayın. | Open Subtitles | لا يَجِبُ أنْ يَتدبّرَ كركدنَ قديمَ. |
| Gergedan engereği zehri insana kim bilir neler yapar. | Open Subtitles | حسناً، الله وحدة أعلم بما يفعلة سم أفعى الكركند لأي أحد، حسناً؟ |
| Tüfeğin icadından önce... muhtemelen kıtada yüz binlerce Gergedan vardı. | Open Subtitles | قبل اختراع البندقية، كان هناك على الارجح مئات الآلاف من وحيد القرن في جميع أنحاء القارة. |
| – Başka kim olabilir, şu Gergedan olamaz değil mi? | Open Subtitles | طبعا وهل تعتقدى انى اكلم وحيدالقرن هذا؟ |
| Unutma, bufalo ve Gergedan bizimle gelmedi. | Open Subtitles | تذكر بأن الثيران و وحيدي القرن لك يأتوا معنا |
| Mesela, Vietnam'da Gergedan boynuzunun kansere çare olduğuna inanılıyordu bu yüzden de gramını 9 bin dolardan satıyorlardı. | Open Subtitles | حاليا في فييتنام قرن وحيد القرن يعتقدون أنه يعالج السرطان يقدر سعره بحوالي 9000 دولار للغراه الواحد |
| Herifin Gergedan gibi organı vardı. | Open Subtitles | الوغد كان يملك عضو مثل قرن الخرتيت كان يضاجع بقوة |