Sevgili kardeşlerim bizler kadın hakları için daha fazla hak sahibi olmaları için çabalıyorduk kadınların toplum içinde daha fazla yer edinmesi için | TED | إخوتي وأخواتي الأعزاء، لقد كنا نسعى من أجل حقوق إضافية للمرأة وكنا نكافح كي نحصل على المزيد، المزيد من المساحة للنساء في المجتمع. |
Fakat benimki gibi tüketici hakları için savaşan kuruluşlar her yerde olmayabilir. | TED | لكن الشركات التي تشبه شركتي التي تحارب من أجل حقوق المستخدمين لا يمكنها التواجد في كل مكان. |
İnsan hakları için öldürücü olan ve özellikle de kadın hakları için öldürücü olan bir fenomenle. | TED | كانت قاتلة لحقوق الإنسان وبالتحديد لحقوق المرأة. |
Fakat insan hakları için mükemmel model değildir. | TED | ولكنها ليست بالنموذج الرائع لحقوق الإنسان. |
Evet, Kafir Aghani tüm hayatını... halkının temel insan hakları için mücadele ederek geçirdi... ve bugünkü karar, sevdiği adamı ölüm cezası ile sonuçlanacak olan... sınır dışı etme kararına karşı bu kadının, Eleanor Heaney'nin... beş yıl süren mücadelesinin sonucudur. | Open Subtitles | بلا شك فالسيد أغانى قضى حياته بأكملها يدافع عن حقوق مواطنيه وحكم اليوم كان بمثابة نتيجة لكفاح دام خمسة أعوام |
Kadınların dijital hakları için savaşırken, eşitlik için savaşmış oluyorum. | TED | عندما كنت أناضل من أجل الحقوق الرقمية للمرأة، كنت أكافح من أجل المساواة. |
Ted insan hakları için dava açıyor. | Open Subtitles | حسناً، (تيد) يرفع دعوى من أجل حقوقه المدنية. |
Hatırlarsan seninle çizgi romandaki benzerlik hakları için bir anlaşma yapmıştık. | Open Subtitles | لدينا معك اتفاق عن الكتاب الهزلى , اتذكر من اجل حقوق النشر |
Senin hikâyenin TV hakları için şimdiden 10 istek aldım. | Open Subtitles | لقد حصلت على 10 طلبات من أجل حقوق التلفاز على قصتك |
Az önce o şarkının hakları için yüz bin dolar ödedin ve bana öylece bedavaya vereceksin. | Open Subtitles | انت دفعت 100.000 دولار من أجل حقوق تلك الأغنية و ستعطيني إياهم بالمجان |
Dr. King'in ülküsü için savaşmak, temel insan hakları için savaşmak. | Open Subtitles | يقاتلون من أجل قضية الدكتور كينغ، يقاتلون من أجل حقوق الإنسان الأساسية. |
Vatandaşlık hakları için özgürlük için ölmek daha iyi değil midir? | Open Subtitles | فالموت في خضام المعركة أفضل معركة يقاتل فيها من أجل حقوق المواطن وللحرية أيضاً, أليس كذلك؟ |
Ben ise tiyatro yönetmeni olmak için üniversite okudum. Bu ilerleme, kadın hakları için, oy verme ve eğitim hakkı için mücadele eden ve hiç tanışamayacağım insanların sayesinde oldu. | TED | تخرجتُ من الجامعة لأعمل مخرجة بالمسرح، و ذاك التطور يتعلق بأن الأشخاص الذين لن ألتقيهم مطلقًا ناضلوا من أجل حقوق المرأة، للحصول على حق التصويت و التعليم، أحرزوا تقدما. |
Şu anda özgür insanlar olarak ezilen, sesi olmayan insanların insan hakları için savaşmazsak biz özgür değilken bizim için kim savaşacak? | TED | إذا لم نحارب من أجل حقوق الإنسان من أجل الذين يتعرضون للظلم ولا يملكون إيصال الصوت في الوقت الحالي، على نحو ما نعيش أحراراً هنا، من سيحارب من أجلنا حين لا نكون أحراراً؟ |
Öyle görünüyor ki bugün her zamankinden daha çok kişi göçmen hakları için mücadele ediyor. | TED | يبدو اليوم أن، المزيد من الناس يشاركون بالمحاربة لحقوق المهاجرين. |
Kadın hakları için poster kızı olamam. | Open Subtitles | لأنّني لست على إستعداد أن أكون الشمّاعة لحقوق المرأة. |
- Peyote eglenceli olanından degildi. Kirk yerlilerin hakları için çalışıyordu. | Open Subtitles | لم يكن البيوتي للترفيه احتل كيرك منصباً في منظمة لحقوق الهنود في المواطنة |
Evlat , sen daha ortalarda yokken ben Mutant hakları için savaşıyordum. | Open Subtitles | يا صغيري لقد كنت أدافع عن حقوق المتحولين قبل أن يصبح لك مخالب |
O, kadın hakları için mücadele eden yeni nesilden biri. | Open Subtitles | انها جيل جديد من المدافعين عن حقوق المراءه |
Henry Drummond ve ben, bu ülkenin sıradan insanlarının hakları için sık sık yanyana savaştık. | Open Subtitles | فتى طيب "لقد عملت و " هنرى دراموند جنباً إلى جنب فى معارك كثيرة عن حقوق العوام فى هذا البلد |
Hank ve Malik Mısır halkının temel hakları için mücadele ederken kendi özgürlükleri hala tehlikedeymiş. | Open Subtitles | هانك و مالك كافحوا من أجل الحقوق الأساسية للشعب المصري بينما حرياتهم الخاصة كانت لا تزال في خطر |
Ted insan hakları için dava açıyor. | Open Subtitles | حسناً، (تيد) يرفع دعوى من أجل حقوقه المدنية. |
Ülkem ve Güney Amerika'daki birçok ülke şu anda su hakları için savaş vermekte. | Open Subtitles | بلدي والكثير من البلدان الاخري في امريكا الجنوبية... . في حرب من اجل حقوق الماء ومن يعلم عن ذلك؟ |