| İşinde elde ettiği kazançlar sayesinde; kardeşlerine, üç yeğeni ile topluluğundaki diğer çocuklara okula gidebilmeleri için destek olabildi. | TED | من خلال أرباح أعمالها، كانت قادرة على دعم أشقائها، ثلاث بنات وأبناء وأطفال آخرين في مجتمعها للذهاب إلي المدرسة. |
| Bush yönetimi yatırımdan elde edilen kazançlar ve hisse senedi gelirleri üstündeki vergiyi indirdi ve veraset vergisini kaldırdı. | Open Subtitles | كبير المستشارين الاقتصاديين فى أدارة بوش قامت أدارة بوش بتخفيض الضرائب بشدة على أرباح الاستثمار و توزيع أرباح الأسهم |
| Yeni fırsatlar, yeni kazançlar, neye sahipseniz bulmak. | Open Subtitles | أعني، إيجاد فرص جديدة، أرباح جديدة، وما إلى ذلك. |
| Yan taraftaki ana evde yaşıyoruz, burada fırında çalışıyoruz, tüm kazançlar da Lancester'dan daha fazla arsa almaya gidiyor. | Open Subtitles | نعيش في المنزل الرئيسي المجاور نعمل هنا في المخبز و جميع الأرباح نشتري بها أراضي إضافيه في مدينة لانكاستير |
| kazançlar Amerika Birleşik Devletleri'ndeki şirketlere gidiyor. | TED | تذهب الأرباح إلى شركات في الولايات المتحدة الأمريكية. |
| Bu kazançlar bir risk yatırımcısına çekici gelmeyecektir. | TED | الآن هذه العائدات لن تثير انتباه مضارب رأسمالي. |
| Yani görebileceğiniz gibi, olağanüstü kazançlar elde ettik. | Open Subtitles | ـ ياللروعة! ـ كما يمكنك أن ترى، إنها عوائد هائلة جداً |
| ...ve ekstradan hoş kazançlar da getiririm. | Open Subtitles | ويَجْلبُ بَعْض الدخل الإضافي المبهجِ. |
| - Şimdi V.D.'nin gözü bir ara açıklanamayan kazançlar yüzünden bu adamın üzerindeymiş, ama hiç kanıtlayamamışlar. | Open Subtitles | اداره الايرادات الداخليه تضع عينيها على هذا الرجل منذ فتره بسبب أرباح غير معلنه ولكنهم لم يتمكنوا قط من اثباتها |
| Perşembe günü borsa büyük kazançlar ve ufak kayıplar gördü. | Open Subtitles | أرباح كثيرة وخسائر قليلة في يوم الثلاثاء |
| Bu zenginlik bir gün toplumun yararına olabilir, kapitalist kazançlar aynı oranda vergilendirilmiyor olsa da gelir elde edilir. | Open Subtitles | تلك الثروةِ يُمْكِنُ أَنْ يومَ واحد مجتمع منفعةِ، إذا أرباح رأس المالِ أبداً فَرضتْ ضريبة عليها في نفس النسبةِ كدخل مُكتسب. |
| Wall Street'te iyi planlanmış bir birleşme beklenmedik kazançlar doğurabilir. | Open Subtitles | في " وول ستريت " ، إندماع مُزمع عنه يُمكنه أن يدر أرباح غير مُتوقعة |
| Sermaye... kazançlar. | Open Subtitles | أو أرباح رأس مال... -أليس هذا اسمها ... |
| Şirkette kazançlar geçicidir. | Open Subtitles | اسمحوا لي أن أؤكد لكم أنّ تراجع الشركة في الأرباح لفترة مؤقته |
| Kârınınızı yapay olarak yükseltmek için potansiyel kazançları gerçek kazançlar gibi yazıyorsunuz. | Open Subtitles | سجلت الأرباح المحتملة كأرباح جارية لتعزّز من فوائدك بطريقة غير شرعية |
| O haksız kazançlar için canımı dişime taktım. Onu nasıl durduracağız? | Open Subtitles | عملت جاهداً لأجمع هذه الأرباح غير الشرعية، كيف نردعه؟ |
| Her bölümdeki kazançlar rekor derecede artış gösteriyor. | Open Subtitles | العائدات من كل قسم قد ارتفعت على مقياس الأسهم. |
| Ama tüm kazançlar Dürüst Vatandaşlar Ekibine gidecek. | Open Subtitles | لكن كل العائدات تذهب إلى جامعة كاليفورنيا. |
| Hayır kurumu gerçek. Bak. Bütün kazançlar Los Nogales, Meksika'daki | Open Subtitles | جميع العائدات تذهب إلى دار الأيتام الخيري |
| Yani görebileceğiniz gibi, olağanüstü kazançlar elde ettik. | Open Subtitles | لذلك كما ترى هذه عوائد مذهلة |
| Tabi bu rakamlara ITV'yi almanızdan kaynaklanan... kazançlar dahil değil! | Open Subtitles | وهذا لا يتضمن حتى الدخل الإضافي (من شرائك أسهم (آي تي في |