| O kadar ünlü oldu ki.... sonra Emniyet Müdürlüğünu bırakıp... Milletvekili olmaya girişti. | Open Subtitles | كان ناجحاً جدًّا حتى أنه هجر الأمانة العامة للأمن وأمسى فيدرالي عضو الكونغرس |
| Randevu almadan hiç kimse... bir Milletvekili ile görüşemez. | Open Subtitles | لا احد يقترب من عضو الكونغرس من دون موعد |
| Milletvekili denizcimizin delirip atladığını düşünüyor. | Open Subtitles | يعتقد العضوبالكونغرس أن العضو بالبحرية كان مجنوناً وقفز |
| Bütün yapmamız gereken, bu Milletvekili başvuru formunu doldurmak. | Open Subtitles | حسناً, كل ماعلينا فعله أن نملء استمارة النائب هذه |
| Milletvekili de bize uğradığı soygundan bahsediyordu. | Open Subtitles | عضو الكونجرس كان يخبرنا عن الوقت الذي سُرِِِق فيه |
| - Harriet Jones. Flydale North Milletvekili. | Open Subtitles | أنا هارييت جونز ، النائبة عن دائرة فلايديل الشمالية |
| Eğer bizi destekleyecek bir Milletvekili daha bulabilirsek, postu kurtarırsınız. | Open Subtitles | لو استطعنا أن نجلب نائباً يدعمنا، حينها سنكون بمأمن |
| Milletvekili, fazla zamanımız yok. | Open Subtitles | يا عضو الكونغرس , ليس لدينا الكثير من الوقت |
| Ne yazık ki tek tanıksınız sayın Milletvekili. | Open Subtitles | للأسف أنتَ الشاهد الوحيد يا عضو الكونغرس |
| Kendi reklamınızı yaptığınızı bilmesem, Milletvekili, sizi sevebilirdim bile. | Open Subtitles | لم أظن أنك بهذه المسؤولية عن نفسك، عضو الكونغرس ربما سأعجب بك. |
| Milletvekili, kabalık ediyor olabilirim, ama sormam gerekiyor, şu an sarhoş musunuz? | Open Subtitles | عضو الكونغرس عليّ أن أوجه لك سؤالا وربما أنه سيكون فظاً لكن هل أنت مخموراً الآن؟ |
| Milletvekili en az sizin kadar öfkeliydi ve benimle yardım etmek istediği için konuştu. | Open Subtitles | عضو الكونغرس إنه محبط مثلك وهو تحدّث إلي بسبب أنه يريد المساعدة |
| Milletvekili Wilcox, bugün inzivaya çekildi. | Open Subtitles | لقد دفن العضو في مجلس الشيوخ اليوم |
| Yedi yıldır Milletvekili için çalışıyor. | Open Subtitles | عمل لحساب العضو بالكونغرس منذ 7 سنوات |
| İşte Joseph Green, Hartley Dale Milletvekili. | Open Subtitles | إنه جوزيف جريين النائب عن دائرة هارتلي ديل |
| Selam, Milletvekili. Her şey yolunda mı? | Open Subtitles | مرحباً أيها النائب هل كل شئ على ما يرام؟ |
| Milletvekili de bize uğradığı soygundan bahsediyordu. | Open Subtitles | عضو الكونجرس كان يخبرنا عن الوقت الذي سُرِِِق فيه |
| Harriet Jones. Flydale North Milletvekili. | Open Subtitles | أنا هارييت جونز ، النائبة عن دائرة فليديل الشمالية |
| Gazetede yazdığına göre, bir hayaleti Leeds'de Milletvekili seçmişler. | Open Subtitles | يقولون في الجرائد أن شبحاً قد انتخب ليكون نائباً عن مدينة لييدز |
| Harriet Jones. Flydale North Milletvekili. Derhal BM ile görüşmek istiyorum. | Open Subtitles | هارييت جونز ، نائبة فلايديل الشمالية اتصل بالأمم المتحدة على الفور |
| Milletvekili Trent, Mason Storm'la ne zaman tanıştınız? | Open Subtitles | اسيمبليمان ترينت , متى قابلت ماسون ستورم ؟ |
| Sayın Milletvekili, ekibim yüksek enerji araştırmasını burada gerçekleştiriyor. | Open Subtitles | وهنا ، يا عضوة الكونغرس حيث يقوم فريقي ببحوث الطاقة العليا |
| Bu sırada, İngiliz Parlamentosuna Fermanagh ve Güney Tyrone bölgesinden Milletvekili seçildi. | Open Subtitles | في تلك الأثناء تم انتخابه لمجلس العموم البريطاني، عن فيرمان و جنوب تيرون |
| Fotoğrafın üstüne de süslü bir el yazısıyla, "At yüzlüye, Milletvekili Geoffrey Dickens'dan sevgilerle" yazmış. | TED | وعلي الصورة كتب بشكل واضح, "إلي وجه الحصان، مع حبي من جيفري ديكنز عضو البرلمان" |
| Meerut'dan seçimlere katılarak Milletvekili oldu. | Open Subtitles | ربح الانتخابات من ميروت وأصبح عضواً في البرلمان |
| Her senatör, her Milletvekili kendi adamları için pay ister. | Open Subtitles | كل عضو من مجلس الشيوخ, كل عضو من الـ "كونغرس", يريدون أخذ نصيباً لرجالهم |
| - Ne kadar özverilisin. Aslında, Milletvekili Tripp Van der Bilt için çalışıyorum ve o işime dönmeliyim. | Open Subtitles | في الواقع، أشتغل لصالح رجل الكونغرس (تريب فان دير بلت)، |