| İnsani yönünü devre dışı bırakmaya çalışırlar çünkü ölmene neden olur. | Open Subtitles | أنهم يحاولون إخماد الجزء الإنسانى منك لأن هذا ما يتسبب بقتلك |
| Atalet, akışkanların hareket etmeye devam etme eğilimidir, bu da kararsızlığa neden olur. | TED | القصور الذاتي هو قابليّة السوائل للاستمرار بالحركة، وهي ما يسبّب عدم الاستقرار. |
| Bölgeleri bırakamam. Roma ile benim kopmamıza neden olur. | Open Subtitles | انا لا استطيع التنازل لك عن الاقاليم التى طلبتها هذا سيسبب انشقاق بينى وبين روما |
| Baharatlı yiyecekler de, kasılmalara neden olur ve çocuk doğumu mucizesine, mide bulantısı, kusma ve susuzluk ekler. | Open Subtitles | الأكل الحار يمكن أن يسبب أيضا التقلصات و الغثيان و القيء و الجفاف الى معجزة الولاده |
| MG, kas yorgunluğuna solunum sorunlarına ve yutkunma problemlerine neden olur. | Open Subtitles | و الذي يسبب الإرهاق بالعضلات و أزمات بالتنفس و صعوبة بالبلع |
| Yüksek sıcaklar, kafatasın ayrılmasına neden olur sadece. | Open Subtitles | الحرارة العالية يمكن أن تسبّب تصدّع في الجمجمةِ. |
| Böyle bir eli sürekli kullanmak büyük bir aciya neden olur. | Open Subtitles | أيّ استخدامٍ مُتكرّر للأيدي قد يُسبّب ألماً شديداً. |
| Bak canım, evlatlık edinmek daha sonra sorunlara neden olur. | Open Subtitles | انظري, اعتمادنا على انفسنا قد يسبب المشاكل فيما بعد. |
| Kokain bir uyarıcıdır ve artan kalp atış hızı gibi birçok etkisi vücudun daha fazla oksijene ihtiyaç duymasına neden olur. | TED | الكوكايين منشط، وكثير من آثاره، مثل زيادة معدل ضربات القلب، يتسبب في حاجة الجسم إلى المزيد من الأكسجين. |
| İlaçlar üretildikten sonra da kritik bir yoğunluk eşiğine ulaştıklarında bir acil kapatma anahtarı bakterinin patlamasına neden olur. | TED | بعد ذلك، وبعد القيام بإنتاج الدواء يتسبب القتل المتبادل في تفجيرالبكتيريا وذلك عندما يصل عددها إلى الحد الحرِج. |
| Kanda yüksek oksijen satürasyonuna neden olur. | Open Subtitles | إنه يتسبب في ارتفاع تركيز الأوكسجين في الدم شكراً |
| Aynı gerçeklikte ikimizin birden varolması teorik olarak maddi bozulmaya neden olur. | Open Subtitles | إيجاد كلانا في نفس الحقيقة يسبّب تشويه دنيوي نظريا |
| Ama o beslenirken ineğin vücut sıcaklığı, büyük sineğin yumurtalarının çatlamasına neden olur. | Open Subtitles | لكن بينما تتغذّى فإن دفء جسد البقرة يسبّب فقس بيض النبر. |
| Bu, ağının çökmesine neden olur neredeyse o anda avını ağla sarmalar. | Open Subtitles | هذا يسبّب انهيار شبكتها وامساك الفريسة على الفور تقريباً. |
| Onun teknesi önemlidir. O tekne değişikliğe neden olur. | Open Subtitles | ويشكل شريانها أهمية فهذا الشريان سيسبب التغيير |
| Bu yükseklikten düşmek açık kırıklara ve şiddetli iç kanamalarına neden olur ve maalesef ki bu arkadaşta hepsi var. | Open Subtitles | السقوط من هذا العلو سيسبب كسر مضاعف، ونزيف داخلي كبير، وكلها على الشاب المسكين، ويؤسفني قول ذلك. |
| Sana uyarmıştım, yanlış ellerde kılıç. Çok kötülüğe neden olur. | Open Subtitles | لقد حذرتك من قبل من أنه في الأيدي الخاطئة يمكن أن يسبب السيف شراً عظيماً |
| Öyleyse düşük kalsiyum, tat alma bozukluğu ve bayılmaya ne neden olur? | Open Subtitles | إذاً، ما الذي يسبب ارتفاع كالسيوم الدم مع خلل التذوق وفواصل الإغماء؟ |
| Damardan enjekte edildiginde... bu hiperkalemiye,daha sonra kalp yetmezligine neden olur. | Open Subtitles | عندما تُحقن عن طريق الوريد تسبّب فرط في بوتاسيوم الدمّ، ثمّ إضطراب قلبي. |
| Böyle bir eli sürekli kullanmak büyük bir acıya neden olur. | Open Subtitles | أيّ استخدامٍ مُتكرّر للأيدي قد يُسبّب ألماً شديداً. |
| Uzun süre maruz kalma; hipoksiye, ruhsal değişime ve deliryuma neden olur. | Open Subtitles | التعرض للهيدوجين فترة طويلة قد يسبب تدهور الحالة النفسية، والهذيان |
| Güç küstahlığa ve yalnızlığa neden olur. | Open Subtitles | القوة تجعلك تنعزل عن الناس وتصبح متعجرفاً |
| Ve daha fazla CO2 daha fazla ısınmaya neden olur. | TED | ثاني أوكسيد الكربون أكثر يؤدي إلى المزيد من الاحترار. |
| Aşk kansere neden olur. Her şey gibi. | Open Subtitles | الحُب يُسبب السرطان كمثل كل الأشياء |
| Lupus nefriti de. Ayrıca doku şişmesine de neden olur. | Open Subtitles | و كذلك التهاب الكلية من الذئبة و يسبب تورم الأنسجة أيضاً |
| Hayır, çölyak beslenme yetersizliğine neden olur. Hastamızda aşırı kalsiyum var. | Open Subtitles | لا، إنه يسبب قلة التغذية مريضتنا بها كالسيوم زائد |
| Yalnızlık, yüksek kan basıncına ve yüksek kolesterole neden olur. | TED | فالوحدة تسبب ارتفاع ضغط الدم وارتفاع الكوليسترول. |