Onları asla reddedemeyeceğim bir fiyat sunan bir vahşi savaşçıdan temin ettim. | Open Subtitles | حصلت عليها من الثائرين الذين عرضوها علي بسعر لم أستطع رفضه |
Ona, reddedemeyeceğim bir teklif aldığımı söylerim. | Open Subtitles | سأخبره أنني حصلت على عرض لا يمكنني رفضه |
Evet. reddedemeyeceğim bir teklif sunmuştu. | Open Subtitles | نعم ، قد عرضت علي شيئًا لم أستطع رفضه |
Satmak için çaldım Gece Uluyanlar'ı. reddedemeyeceğim bir şey teklif ettiler: | Open Subtitles | سرقت "عاويات الليل" لأتمكن من بيعها عرضوا عليّ مالا أرفضه : |
Lakin seni bulamadım ve eve dönüş için reddedemeyeceğim bir teklif aldım. | Open Subtitles | "ولكني لم أجدك وعُرضت عليّ توصيلة لم أستطع رفضها. |
reddedemeyeceğim bir teklifte bulundular. | Open Subtitles | عرضوا علي عرضاً لم أستطع رفضه. |
Ama reddedemeyeceğim bir teklif aldım. | Open Subtitles | ولكنّي تلقيتُ عرضاً لمْ استطع رفضه. |
İşte bu reddedemeyeceğim bir teklif. | Open Subtitles | هذا عرض لا استطيع رفضه |
Biliyor musun bana reddedemeyeceğim bir teklif yapın. | Open Subtitles | قدم عرضاً لا يمكننى رفضه |
reddedemeyeceğim bir teklif aldım. | Open Subtitles | حصلت على عرض لم يمكني رفضه. |
reddedemeyeceğim bir teklif aldım. | Open Subtitles | عرضا لا يمكن رفضه |
- Bu reddedemeyeceğim bir teklif. | Open Subtitles | هذا عرضٌ لا يمكنني رفضه |
Bana reddedemeyeceğim bir teklifte bulundular. | Open Subtitles | -قدموا لي عرضاً لا أستطع رفضه |
Lakin seni bulamadım ve eve dönüş için reddedemeyeceğim bir teklif aldım. | Open Subtitles | "ولكني لم أجدك وعُرضت عليّ توصيلة لم أستطع رفضها. |