İçimizi döktüğümüze göre ben yapayım. Q. Hakkında acımasız şeyler söyleyerek başlayabilirim. | Open Subtitles | بما أننا ننقي أنفسنا أعطني هذا يمكنني أن أبدأ بقول شيء قاس |
Ve böylece, konuşmamı şunları söyleyerek bitireceğim şimdiye kadar 20 şizofreni hastasına baktık. | TED | إذاً، سأختم بقول: أننا قد فحصنا 20 شخصاً مصابون بالفصام. |
Ama endişelenmeyin, konuşmamı, cinsiyetçi ve ırkçı makinelerin yönettiği bir dünyaya doğru ilerlediğimizi söyleyerek bitirmeyeceğim. | TED | لكن، لا داعي للقلق. لن ينتهي هذا بإخباري إياكم أننا متجهون نحو عالم تحكمه آلات عنصرية. |
Umarım suçlular arasında tanınmadığımı söyleyerek bir daha duygularımı incitmezsin. | Open Subtitles | و الآن أتمنى ألا تجرح مشاعري مرة أخرى بقولك أنني جاهل بطبقات المجرمين |
Kendime bütün kalmam gerektiğini söyleyerek mantığa uygun hale soktum. | Open Subtitles | قمتُ بموازنة الأمر بإخبار نفسي أنني بحاجة لهذا .لأبقى وأركز |
Bunlar aslında çözüm. Bunu söyleyerek neyi mi kastediyorum? | TED | هذه ليست مشاكل. بل هي حلول في الواقع. ماذا أعني بقولي هذا؟ |
Bir mermiden kaçabilecek kadar hızlı olduğunu söyleyerek şaka yapardı. | Open Subtitles | كان يمزح قائلاً أنّه بدين بما فيه الكفاية للإمساك بالرصاصة |
Efendim, lütfen. Sizi ellerinde sapıklık yaptığınız bir kaset olduğunu söyleyerek korkutmaya çalışıyorlar. | Open Subtitles | يحاولون تهديدك بإخبارك أنه بحوزتهم شريطصوتيسُجلتفيه وأنتتنزوإلى.. |
Bunu tüm detayları bilmediğimi söyleyerek başlamak isterim. | TED | وأريد أن أبدأ بقول إني لا أعرف كل التفاصيل. |
ama ilk önce sözlerime dünya ve okyanuslar için yeni bir işletim sistemine ihtiyacımız olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. | TED | ولكن في البداية أود البدء بقول أننا بحاجة إلى نظام تشغيل جديد للمحيطات وكذلك للأرض |
Bunun ne kadar zor olduğunu bildiğimi söyleyerek başlayayım. | Open Subtitles | دعنى أبدأ بقول أنى أعرف مدى صعوبة هذا الامر |
Ki, fobini yendiğini söyleyerek bunu yapmaya çalıştın Caitlin. | Open Subtitles | ما كنت سـتفعلينه يا كايتلن بقول أنك تخلصتي من الرهـاب |
Bütün o testler zaten negatif çıktı yoksa açıklamana harika teşhisini söyleyerek başlardın. | Open Subtitles | وكلّ هذه الفحوصات أتت سلبيّة وإلا لبدأتم بإخباري أولاً بتشخيصكم العبقريّ |
Bir karısı ve çocuğu olduğunu söyleyerek bağırdı. | Open Subtitles | بدأ بإخباري أنه لديه بالفعل زوجه و طفل و أطلق عليّ كل الألفاظ السيئة. |
Her şeyden önce David Ravell'in sana arabada saldırdığını söyleyerek zekamla alay etme. | Open Subtitles | لاتهيني ذكائي ، بقولك أن ديفيد رافيل حاول مهاجمتك ِ بالسيارة |
Fakat insanlara şiddetin ahlaki açıdan yanlış olduğunu söyleyerek savaşı sona erdirmeyeceğiz. | TED | ولكننا لن ننهي الحرب بإخبار الناس أن العنف أخلاقيًا خطأ. |
Neyse, kendimi ne kadar şanslı hissettiğimi söyleyerek söze başlamalıydım. | TED | لكن علي كل حال ، كان يجب أن أبدا بقولي كم أشعر باني محظوظه. |
Olayı kökünden sarsacak önemli bir ipucu yakaladığını söyleyerek bürosundan fırladı. | Open Subtitles | و ركض خارج مكتبه قائلاً .أن لديه ما يؤدي إلى شق القضيه |
Öyleyse sadece benim bileceğim bir şeyi söyleyerek ölmediğimi kanıtlayayım. | Open Subtitles | إذاً سأثبت أنني حيّ بإخبارك شيئاً لا يعرفه غيري |
Dün gece çalışıp çalışmadığını söyleyerek başlayabilirsiniz. | Open Subtitles | أنت يمكن أن تبدأ بإخبارنا إذا هي كانت تعمل ليلة أمس. |
Hayır, gidemezsin. ama bana doğruyu söyleyerek başlayabilirsin, | Open Subtitles | لا,لا تستطيع لكن يمكنك متابعة قولك الحقيقة لي |
Sonra gidip polise Angie'nin cesedinin nerede olduğunu söyleyerek ona yardım ettim. | Open Subtitles | ثم أذهب ومساعدته بقوله الشرطة حيث كان الجسم انجي. |
Bay Sweeney, insanları şaşırtan şeyler söyleyerek münasebetsiz olmaktan hoşlanıyorsunuz, | Open Subtitles | {\pos(192,220)} سيد (سويني) أنت تستمتع بالتصرف الغير الائق {\pos(192,220)} وقول أمور هدفها إثارة الصدمة |
Benzetmelerin amacı gerçekte olacaklardan daha kötü şeyler olabileceğini söyleyerek insanları korkutmaktır. | Open Subtitles | أتدرك أن هدف التشبيهات هو إخافة الناس من القيام بأشياء بإخبارهم أنه سيحدث شئ أكثر رعباً مما يفترض حدوثه |
Haritayı vereceğini söyleyerek, direnişin lideri ile gizli bir buluşma ayarlıyor. | Open Subtitles | قامت بتدبير اجتماع سري مع زعيم المقاومة باخباره أنها ستسلمه الخريطة |
Belki de gürültüyü şarkı söyleyerek bastırabiliriz. | Open Subtitles | أجل، أسمعه أيضاً، ربّما يمكنّنا أن نغطي على الصوت بغناء أغنية مرحة |
Nükleer saldırı,deprem gibi feci durumlarda hepiniz malum kelimeyi söyleyerek Buy More'u boşaltmasına ön ayak olacak. | Open Subtitles | في حالة حدوث شيء رهيب ضربة نوويه ، زلازل أي واحد من كيو يبدأ بالتحقيق المفصل لشراء المزيد المفروغات بنطق كلمة واحده |