| Onlara böyle sıkıntılı zamanlarda daha dirençli olabilmeleri için güven vermeliyim. | Open Subtitles | سأمنحهم التماسك حسب إستطاعتي لعل و عسى يستطيعون به تجاوز هذه الأوقات الصعبة |
| sıkıntılı zamanlarda daha da yakın. Bunlar gerçek arkadaşlık için gerçek sınav. | Open Subtitles | ومقرّبان في الأوقات الصعبة هذا اختبار الصداقة الفعلي |
| Şu sıkıntılı zamanlarda başka bir uğraş yok. | Open Subtitles | بهذه الأوقات الصعبة لاتوجد طلباتٌ مهمة |
| Bu sıkıntılı zamanlarda o ikisinin arasında çok ufak bir fark vardır. | Open Subtitles | الاثنان ليسا منفصلين في هذه الأوقات العصيبة |
| Bu sıkıntılı zamanlarda destek bulmak ziyadesiyle pahalı. | Open Subtitles | وهو أمر باهظ الثمن للحصول عليه في مثل هذه الأوقات العصيبة |