sendeki bu değişiklikten çok memnun oldum. | Open Subtitles | و أنا مَسرور جِداً مِن كُل التَغيرات فيكِ |
Fakat ben aniden sendeki hayatta kalma içgüdüsünü gördüm. | Open Subtitles | لكننـي رأيـت فيكِ الغريزة الغريزة للنجـــاة |
Ben de, sendeki aynı huyu sevmiyorum. | Open Subtitles | لكن ذلك بالضبط ما لا يعجبني فيكِ. |
Hasan sendeki baskının eskidiğini, bazı sayfaların eksik olduğunu söyledi. | Open Subtitles | حسن قال لى أن نسختك أصبحت قديمة وفقدت بعض الصفحات |
Ya sendeki kopyanın sahte olduğunu öğrenirsem ne olacak? | Open Subtitles | ماذا اذا وجدت ان نسختك هى المزيفة؟ |
Bana saldıran yaratıkta da sendeki kutudan vardı. | Open Subtitles | ذلك المخلوق الذي هاجمني كان لديه واحد من هذه الصّناديق التي لديك |
Eğer sendeki cesaretin yarısı onda da varsa, iyi olacaktır. | Open Subtitles | لو أن لديها نصف الشجاعة التي لديك فستكون بخير |
Bence, çoğu insan sendeki bu özelliği gözden kaçırıyor. | Open Subtitles | معظم الناس يفتقدوا ذلك فيكِ |
Ya sendeki kopyanın sahte olduğunu öğrenirsem ne olacak? | Open Subtitles | ماذا اذا وجدت ان نسختك هى المزيفة؟ |
"Ceset Hırsızları'nın Saldırısı" filmindeki bitkilerden bir tanesinin kopyası olmuşsun gibi, sadece sendeki jöle daha fazla. | Open Subtitles | كما لو انه احد النباتات "من فلم "احتلال سارقي الجثث قد نسختك بكل طريقة |
Neyse, sendeki kopyayı göster. | Open Subtitles | لذا، ارني نسختك |
Hayır, sendeki şu yetenek. | Open Subtitles | انها فقط تلك المقدرة التي لديك |
- Evet, sendeki fikir ne? | Open Subtitles | حقّا ، وما الفكرة التي لديك ؟ |
sendeki şu liste... İris listesi! | Open Subtitles | التي لديك (IRIS) أعطني قائمة |