| Fazla vaktimiz yok, burada zaman tek yönde ilerliyor. | Open Subtitles | تبقّى لدينا القليل من الوقت وعقارب الساعة تتحرك في اتجاه واحد. |
| tek yönde giden bir demet ve diğer yöne giden başka bir demet de elde ettiler. | Open Subtitles | ـ لديهم شعاع واحد يسير في اتجاه واحد ثم انتقلوا إلى الشعاع الآخر المتجه في الاتجاه الآخر |
| Yeniden yabanileştirme hikayesi bize ekolojik değişmlerin her zaman tek yönde gerçekleşmek zorunda olmadığını söylüyor. | TED | تخبرنا قصة العودة إلى الحياة البرية... ...أن التغيير في النظام البيئي لا يجب أن يحدث دوماً... ...في اتجاه واحد. |
| Baban, "Nehir tek yönde akıyor yani başlangıcı ve sonu olmalı" diyordu. | Open Subtitles | أباك قال ... أن النهر يسير في اتجاه واحد لذا يجب أن يأتي من مكان ما و يذهب لمكان ما |
| Makyajı tek yönde dağılmış... | Open Subtitles | حسنا.. انه ممسوح في اتجاه واحد |
| Hukuktan hoşlanmadım ve ekonomi de tek yönde ilerliyordu. | Open Subtitles | والاقتصاد كان متجه الى اتجاه واحد |