| Evet, telafisi oldu gibi fakat hayal kırıklığına uğradım. | Open Subtitles | نعم, هذا بحد ذاته تعويض. لكن أشعر بخيبة أمل. |
| Hayatını kurtarması iyi bir şey, ama mahvettiği onca hayatın telafisi olmaz bu. | Open Subtitles | حسناً ، هذا عظيم لانه انقذ حياتك لكنه لا يستطيع تعويض كل النفوس التي دمرها |
| - Neyin telafisi? | Open Subtitles | تعويض عن ماذا ؟ |
| En azından bir telafisi olur ama beni kandırıp buraya getiren de sensin. | Open Subtitles | على الأقل يمكن أن يكون في هذا بعض التعويض. لكنك خدعتني هناك أيضا. |
| telafisi için tartışmaya açığım. | Open Subtitles | إن الموضوع الذي نتناقش بشأنه يتعلق بنفقات التعويض |
| Düşüncesiz ve duyarsız davrandım. telafisi çok zor, biliyorum. | Open Subtitles | كنت طائش وعديم الأحساس، وأنا أعرف أن لا يمكنني التعويض عنه.. |
| - Neyin telafisi? | Open Subtitles | تعويض عن ماذا ؟ |
| Ama bunun telafisi mümkün. | Open Subtitles | لكن هناك تعويض |
| Eğer birine yanlış yaptıysak ve bunun telafisi varsa bize haber ver ve işi hallet. | Open Subtitles | إن أخطأنا في حق أحد ويمكننا التعويض عنه دعينا نعرفه ونعمل به. |
| Oradaki deneyimden sana diyebildiğim telafisi olmayan şeyler hatalardır. | Open Subtitles | أستطيع أن اُخبِرك من تجربتى أن بعض الأعمال لا يمكن التعويض عنها |
| Dört beyaz veya dört zenci herif tarafından... yere yatırılıp arkadan becerilmenin... telafisi ne olacak efendim? | Open Subtitles | وما هو شكل التعويض الذي ينتظرني تعويضي على إحتجازي والإعتداء على من قبل أربعة رجال بيض ... أم من قبل أربعة رجال سود؟ |
| telafisi de aynı şekilde olacak mı? | Open Subtitles | أم هل سيتساوي التعويض فى الحالتين؟ |
| Bu akşamki anlaşmayı mahvetmemin telafisi olarak. | Open Subtitles | أحاول التعويض عن إفسادي صفقة الليلة. |
| - Neyi telafisi? | Open Subtitles | أفرط في التعويض على ماذا؟ |