| Ağlayan bir adam bizden düğme ve sabun yaptıklarını söyledi. | Open Subtitles | رجل كان يبكي قال : بأنهم يصنعون منا الأزرار والصابون |
| Sen sadece, tam gece yarısında kapıya havlu ve sabun bırak. | Open Subtitles | فقط أتركي بعض المناشف والصابون خارج الباب تماماً عند منتصف الليل |
| Altıncı cadde kürkü gibi sıcaklamış ve yorulmuş bir şekilde buraya geliyorum ve üstelik su sıcak ve sabun da peynir kadar bile köpürmüyor. | Open Subtitles | لأصل هنا وسط هذا الجو الحار ومنهكة كثعلب الماء وحتى الماء أكثر سخونة من الجو والصابون يعطى رغوه سيئة |
| Çözücü madde kullanmayın.Yalnızca su ve sabun ve.... bie sonraki alışverişiniz için küçük birşey | Open Subtitles | لا مذيبات؟ فقط بعض الماء و الصابون شىء لعملية شراءك القادمة |
| Mikroplar, bize dezenfektan ve sabun satmak için bir komplodur." | Open Subtitles | الجراثيم من وحى خيالاتهم لكى تقوم بشراء الصابون والمنظفات |
| Bu yüzden onu yıkamaya karar verdim. Monica, kova ve sabun var mı? | Open Subtitles | لذا قررت أن أغسل السيارة مونيكا, هل لديك دلو و صابون ؟ |
| Oldukça basit bir içeriği var: doğru şekilde harmanlanmış hava, su ve sabun. | TED | تُصنَع من مواد شائعة جدًا: هواء وماء وصابون ممزوجة بنسب صحيحة. |
| İnsanlardan düğme ve sabun demek? | Open Subtitles | الأزرار والصابون تصنع من الناس؟ في مثل هذه الايام |
| Gece yarısı kapının önne havlu ve sabun bırak. | Open Subtitles | فقط أتركي بعض المناشف والصابون خارج الباب تماماً عند منتصف الليل |
| Buradaki tüm saldırganlık, sonra duşlardaki o buhar ve sabun. | Open Subtitles | ..كل هذا التهجم هنا ثم البخار والصابون فى الحمام |
| Et ve sabun kokmasına şaşırmamalı. | Open Subtitles | لا عجب بأن رائحته تبدو كالهامبرغر والصابون |
| Benzin, kara barut ve sabun konteynerleri. | Open Subtitles | حاويات من البنزين ، مسحوق أسود ، والصابون. |
| İnsanlardan düğme ve sabun yapıyorlarmış ha? | Open Subtitles | الأزرار والصابون تصنع من الناس؟ |
| İçeride su ısıtıcısı ve sabun var. | Open Subtitles | المياه الساخنة والصابون هناك بالداخل. |
| Beni uyarmışlardı ama su çok sıcaktı ve sabun da çok kaygan. | Open Subtitles | لكن الماء كان حار جداً و الصابون كان زلق للغاية |
| Reçel ve sabun. | Open Subtitles | المربى و الصابون |
| Kıyafetler ve sabun. | Open Subtitles | الملابس و الصابون |
| Mikroplar, bize dezenfektan ve sabun satmak için bir komplodur." | Open Subtitles | ماذا عن الجراثيم قال لي : انه لا يصدق ذلك الجراثيم من وحى خيالاتهم لكى تقوم بشراء الصابون والمنظفات |
| Leğene tıraş bıçağı ve sabun bıraktım. | Open Subtitles | تركت موساً و صابون في الحوض- شكراً- |
| Bankın üstünde tas ve sürahinin üstünde havlu ve sabun var. | Open Subtitles | يوجد حوض عند الطاولة و مِنشفة على الإبريق وصابون |