| Sadece o anın tüm hayatın boyunca süreceğini umut edersin. | Open Subtitles | تماسك فحسب, آملاً أن تلك اللحظة ستأخذ حياتك كلها. |
| Belki bir uçak, belki bir bilet bulabiliriz diye umut etmiştik. | Open Subtitles | آملاً في الحصول على تذكره لركوب الطائرة ربما كان بمقدورنا شرائها بأى طريقة |
| Ve ulaştığım noktanın yapabileceğimden öteye gittiğini umarak bugün burada bulunuyorum. | TED | أنا هنا اليوم آملاً أن مد يدي يتعدى قبضتي. |
| Böyle şeyleri genelde fark etmem, ve kendimi o soğukta yürürken buldum, değişmeyeceğini umarak, o anı paylaşacağım birinin yanımda olmasını umarak... | Open Subtitles | في العادة لا ألاحظ مثل تلك الأشياء و وجدتُ نفسي أمشي وسط بردٍ مثلج آملاً بألاّ يزول ذلك اللّون |
| Sırtında nitroyla o tepeye tırmanıp sarsılmamasını mı ümit edeceksin? | Open Subtitles | تريدالتسلق... وأنت تحمل النيترو على ظهرك ... آملاً ألا ينفجر؟ |
| Artık bir çocuk olmadığımı göreceğini umuyorum. Ama yararı yok! | Open Subtitles | آملاً أنك لن تريني كطفل مجدداً لكن كل ذلك ذهب أدراج الرياح |
| Temporal loba rastgele bıçak saplayıp, doğru yere denk gelmesini umut edemezsin. | Open Subtitles | لا يمكنك طعن الفص الزمني عشوائياً آملاً أن تكون بالمكان الصحيح |
| Şimdi ise tek yapabildiğim beklemek ve polisin elinden geleni yapmasını umut etmek. | Open Subtitles | لكن الآن كلأّ ما يُمكنني فعلهُ هو الإنتظار آملاً في أن تقوم الشرطة بمجهودها |
| Kaçmadan önce, böcekleri ölmelerini umut ederek güneşte bıraktım. | Open Subtitles | وقبلأنأهربوضعتهاتحتأشعةالشمس, آملاً أن يقضي عليها |
| umut ediyorum ki ona vaktinde ulaşırlar. | Open Subtitles | آملاً ، أن يستطيعون الوصول اليه فى الوقت المناسب |
| Onu güvende tut ve umut ediyorum ki o da senin için aynısını yapacak. | Open Subtitles | إبقي هذا الشئ أمن، آملاً أن يفعل لك نفس الشئ |
| Orada otururken bir saat boyunca hakkında yanıldığımı umut ediyordum. | Open Subtitles | كنت جالساً هنا لساعة آملاً أن أكون مخطئاً بشأنك. |
| İtin tekine iğne batırdın, AIDS bulaştıracağını umarak. | Open Subtitles | وَخَزتَ أحدَ التافِهين بالإِبرَه آملاً أَن تَنقُلَ لهُ مَرضَ الإيدز |
| Sen en baştan beri bunu umarak bu gemiye katıldın, değil mi Kodai? | Open Subtitles | جئتَ على متن هذه السفينة آملاً في تحقيق شيء، صحيح؟ |
| Bilmem. Sadece uygun olmasını umarak etrafta bunu söyleyerek geziniyorum. | Open Subtitles | لا أعرف ، فقط أدور في الجوار وأقول هذا آملاً أن أحصل على شيء |
| Fakat sakın hayatta kalacağımı ümit ederek kendi canını tehlikeye atma. | Open Subtitles | رغم ذلك لا تخاطرين بحياتك، آملاً في أن أظل حياً |
| Gerçekten de bu konferansa geldiğim ilk 10 yıl boyunca aslında birileriyle yatmayı ümit ettim. | Open Subtitles | هذا صحيح ان أول 10 سنين آتيت فيها إلى المؤتمر كُنت آملاً في الأصل ان أمارس الجنس |
| Gemiden iner inmez uçuyoruz, bu yılın plağı ödülünü kazanmayı umuyorum. | Open Subtitles | سنطير إلى هناك بعد الرحلة البحرية آملاً الحصول على جائزة أفضل تسجيل غنائي للعام |
| Onu kilitli tuttum. Açlıktan ölmesini umdum. | Open Subtitles | أبقيت عليه محبوساً، آملاً أن يجوع حتى الموت. |
| Seni onun kapısına kadar götürmemizi umuyordun. | Open Subtitles | آملاً فى أننا سنقودك إلى عتبة بـابه |
| Bilgisayarıma taktım, kaybedene geri gönderebilmeyi umuyordum. | Open Subtitles | أوصلتها في جهازي آملاً أن أعيدها لمن أضاعها |
| Orada bekleyip boşuna ummayın, küçük kardeşlerim. | Open Subtitles | لا تجلس هنا آملاً أن أتحدث |