| Çıkarabildiğim kadar şarapnel çıkardım ama çoğu kaldı ve doğruca kalp kulakçığına ilerliyor. | Open Subtitles | أزلتُ كُلّ الشضيَّة التي أنا يُمْكِنُ أَنْ، لكن هناك الكثير يسار، وهو يُتوجّهُ إليه حاجزكَ الأُذيني. |
| Evet. Sanırım tamamını ellerimden çıkardım. | Open Subtitles | أجل، أعتقد أنني أزلتُ كلّ تلك الدماء عن يدي |
| Kapaklarını çıkardım. Tamamı orada mı, değil mi bakmak istersin diye düşündük. | Open Subtitles | أزلتُ لكَ الأغطية، توقعتُ أنّكَ قد تود أنَّ تتفحصها، لتتأكد |
| Boş kalorisi olan gıdaları diyetimden çıkardım. | Open Subtitles | أزلتُ من حميتي الأطعمة التي كانت تخلو من السعرات الحرارية، |
| Evan'ı tamamen yaşantımdan çıkardım. | Open Subtitles | أزلتُ إيفان بالكامل مِنْ حياتِي. |
| Çoğu kiri çıkardım içindeki. | Open Subtitles | أزلتُ معظم القذارة منها, على أية حال. |
| Bugün, bütün konsey toplantılarının tutanaklarını gizlilikten çıkardım. | Open Subtitles | عصر اليوم أزلتُ سرية إجتماعات المجلس |
| Kontrol kristalini çıkardım, yani kimse başka Çoğalıcı üretemeyecek. | Open Subtitles | {\pos(192,215)}لقد أزلتُ بلورة التحكم ، وهذا يعني لا أحد سَيَبْني المزيد من (المستنسخين) ِ |
| Şarjörünü çıkardım. | Open Subtitles | أزلتُ المشط |