| En azından ben seninkini biliyorum. Efsanevi bir aileniz var. | Open Subtitles | أقصد أعلم قصّتكم، فعائلتك أسطوريّة. |
| Kuzey Kutbundan Kris Kringle, oyuncakçı dükkanının üstünde yaşıyor kurbanımızın gerçekte, Noel Baba olarak bilinen Efsanevi figür olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | (كريس كرينغل) من القطب الشمالي يعيش فوق متجر للألعاب هذا دليل آخر أنّ ضحيّتنا هو في الواقع شخصيّة أسطوريّة معروفة باسم (سانتا كلوز) |
| Efsanevi bir oyun. | Open Subtitles | -إنّها لعبة أسطوريّة . |
| Haklısın. Antik bir dünyadan olan mitolojik bir yaratıkla savaşmaya gidiyorum. | Open Subtitles | بالواقع سآخذ هذه الشوكة لمعركة مع مخلوقة أسطوريّة من العالم القديم. |
| Alınma ama kabul etmelisin ki bu senin gibi bir mitolojik yaratığa göre fazla basit. | Open Subtitles | بدون إهانة، لكن عليك الاعتراف بأن هذا يبدو وضيعًا قليلًا لمخلوقة أسطوريّة في مقامك. |
| Efsanevi, Latince "efsaneden" gelir. | Open Subtitles | أسطوريّة! |