| Burada eskiden toprak yollar ve bataklık otları vardı. | Open Subtitles | هذا المكان أعتاد أن يكون ملقى لقاذورات الطرق و مستنقع للأعشاب |
| Ona şimdi bakınca herhalde anlaşılmaz ama baban eskiden çok çekiciydi. | Open Subtitles | ربما لا تريد النظر في وجهه الآن لكن أباك أعتاد أن يكون جذاباً بحق |
| Biliyorsun, baban eskiden iyi bir aşçıydı. | Open Subtitles | كما تعلمين، والدك أعتاد أن يكون طباخا جيدا |
| Birinizin evimizin önüne park etme alışkanlığı kazanan biri. | Open Subtitles | والذى هو فجأه أعتاد أن يوقف سيارته أمام منزلنا |
| Birinizin evimizin önüne park etme alışkanlığı kazanan biri. | Open Subtitles | والذى هو فجأه أعتاد أن يوقف سيارته أمام منزلنا |
| eskiden böyleydi, zamanla Amerika'ya geldi. Kâr edilebilecek az bir pay vardı. | Open Subtitles | أعتاد أن الأمر يكون كذلك، بمجرد أن تدخل أمريكا، يمكنك أن تكسب ربح وفير منها. |
| Etrafa baksana, şerif. Burası eskiden beş yıldızlı saraydı. | Open Subtitles | أيها النقيب، أنظر للمكان الذي حولك، إنه أعتاد أن يكون فاخراً. |
| Joel eskiden muffinin içine bir delik açıp onu simit gibi düşünürdü. | Open Subtitles | جويل أعتاد أن يصنع ثقب في الكعك الإنجليزي ويدعي بأنه خبز |
| - Burası eskiden daha büyük değil miydi? | Open Subtitles | مثل حانة؟ ـ أليس أعتاد أن يكون هذا أكبر؟ |
| Ama sonra arkasına bakıyor eskiden havalimanlarında veya alışveriş merkezlerinde beni geçip arkasına baktığı gibi. | Open Subtitles | وبعدها ينظر إلي في الخلف كما أعتاد أن يفعل حين يسبقني ركضًا في المطارات أو المجمعات التجارية أو .أين ما يكن |
| Babam eskiden beni Garden'daki güreş maçlarına götürürdü. | Open Subtitles | والدي أعتاد أن يأخذني لحلبة المصارعة بالحديقة |
| Eski dinozorlar gibi Tüm bu yağlar eskiden. | Open Subtitles | "مثل ديناصور قديم لئيم أعتاد أن يكون عليه النفط". |
| eskiden bunlarla karanlık işler çevirmişler dostum! | Open Subtitles | -لقد أعتاد أن يدير العمليات السوادء مع هؤلاء الرجال |
| Babam o eskiden Pazar günleri kiliseden sonra barbekü yapardı. | Open Subtitles | والدي... أعتاد أن... أعتاد أن يقيم حفل شواء كل أحد بعد الكنيسة، |