| Okuldaki en popüler kız oldum. Ama bunu kibirle mahvettim. | Open Subtitles | أصبحت أشهر فتاة بالمدرسة ولكنني أفسدت الأمر بغروري |
| Telafi etmek istiyormuş ama ben mahvettim. | Open Subtitles | أراد أن يكفر عن أخطائه و أنا أفسدت الأمر |
| Aslında mesele şu, elimi attığım her işi berbat eden biriydim. | Open Subtitles | ولكن الحقيقة أني أفسدت الأمر لمجرد إفساده |
| Hiçbir şey yapmadı. Ben yaptım, ben sıçtım, ben! | Open Subtitles | لم تفعل شيء, أنا قمت بهذا أنا أفسدت الأمر, أنا |
| Gerçekten Batırdığımı düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقد حقاً أننى قد أفسدت الأمر |
| İşleri berbat ettim. Bir kadının bakış açısına ihtiyacım var | Open Subtitles | لقد أفسدت الأمر وأحتاج إلى وجة نظر إمرأة |
| Ama işleri batırdım ve onu gerektiği gibi gömemedim. | Open Subtitles | .. لكني أفسدت الأمر, و أنا لم أدفنه بطريقة صحيحة |
| Seni angut herif Her şeyi berbat ettin. | Open Subtitles | تبا، لقد أفسدت الأمر كله. . . |
| Mahvettiğimi söyleyebilirsin, ama önemsemedin diyemezsin. | Open Subtitles | يمكنكِ القول أننى أفسدت الأمر ولكن لا يمكنكِ القول أننى لا أهتم بشأنكِ |
| Herşeyi berbat ettim. | Open Subtitles | . يا إلهي، لقد أفسدت الأمر |
| Eğer bunu mahvedersen önümüzdeki sezon, lokmanı CBS yiyecek, ben de onlarla olacağım çünkü bırakıyorum! | Open Subtitles | إذا أفسدت الأمر قناة (سي بي إس) ستأكل غدائك الموسم المقبل وسأكون معهم لأنني سأستقيل |
| Sana da bir şeyler ayarlayabilirdik ama sen Her şeyi mahvettin. | Open Subtitles | كان من الممكن ان نحل كل شيء لكنك أفسدت الأمر |
| Sadece cızırtı sesi geliyor, kulağımı mahvettim galiba. | Open Subtitles | سمعت الهواء يهمس خارجاً منها و أظن بأنني أفسدت الأمر تماماً |
| - Ama ben bilmiyorum. - Başka bir durumdan dolayı mahvettim. | Open Subtitles | و بعدها أفسدت الأمر لأنه كان لدي شيء خاص |
| Dün akşam neredeyse biriyle tanışıyordum ama mahvettim. | Open Subtitles | لقد قابلت فتاة بالأمس ولكنني أفسدت الأمر |
| Sen internette gördüğüm en süper insandın ve ben de çok gerildim sonra da mahvettim işte. | Open Subtitles | فقد كُنت أروع شخص وجدته على الشبكة و قد توترت، و أفسدت الأمر |
| Hey, ben işi berbat etmiştim, pilotu yerinden hareket ettirmiştim. | Open Subtitles | لقد أفسدت الأمر لقد حركت الطيار |
| Eğer o işi berbat ettiysen, benimle alakalı değil. | Open Subtitles | وإن كنتَ قد أفسدت الأمر معها فهذا ذنبك |
| Dün gece çok asil bir şekilde sıçtım. | Open Subtitles | آه، لقد أفسدت الأمر كلّية الليلة الماضية. |
| Batırdığımı biliyorum. | Open Subtitles | أعرف بأنني أفسدت الأمر. |
| Birçok farklı şekilde işleri berbat ettiğimi biliyorum. | Open Subtitles | أعلم أني أفسدت الأمر بطرق مختلفة |
| Sen inanılmaz bir kadınsın. Ve ben işleri batırdım. | Open Subtitles | ديانا " أنتي إمرأة مدهشه وأنا أفسدت الأمر |
| Her şeyi berbat ettiğimin farkındayım; ama her şeyi yaparım. | Open Subtitles | إسمعي، أعلم أني أفسدت الأمر بشكل كبير، لكن... سأقوم بكل شيء. |
| -Ben de herşeyi Mahvettiğimi söyledim | Open Subtitles | أنا .. قلت أنني أفسدت الأمر قليلاً |
| Herşeyi berbat ettim. Hayır. | Open Subtitles | آسف, تعلمين لقد أفسدت الأمر |
| bunu mahvedersen, seni öldürürüm. | Open Subtitles | إذا أفسدت الأمر سأقتلك |
| Sana güvenmişlerdi ama sen Her şeyi mahvettin. | Open Subtitles | هم كَانوا يَعتمدونَ عليك، وأنت أفسدت الأمر |