Önümüzdeki üç gün burada olacağız. Sizin için yapabileceğim herhangi bir şey varsa... | Open Subtitles | نحن موجودون هنا للثلاثة أيام القادمة إن كان هناك ما يمكن أن أقدمه لك اخبرني |
Bunu burada birazcık açacağım, Sizin için genişleteceğim, asıl transkripti buraya koyacağım metnin yanına. | TED | سأقوم بعرضه قليلاً هنا أقدمه لكم وما أفعله هو أني أضع التفريغ الصوتي هناك بمحاذاة النص. |
Ancak teklif edeceğim şeyin bundan daha değerli olduğuna inanıyorum. | Open Subtitles | ولكن أعتقد أن لدى ما أقدمه ما هو أكثر قيمة |
Zorlu günlerinde onu seninle tanıştırmak için yıllar boyu uğraştım. | Open Subtitles | عندما كنتي بحاله سيئه حاولت أن أقدمه لك منذ عده سنين |
Özür dilerim. İkram edebileceğim başka birşey yok. Alışverişe çıkmaya vaktim olmadı. | Open Subtitles | آسفة لأنه ليس لديّ ما أقدمه غيره لم يتسن لي الذهاب للتسوق |
Babamın varisi olarak ben, Agostino Pallavicini da Genova dünyanın dört bir yanından sıra dışı hazineleri ve zenginlikleri muazzam limanımız Ceneviz'e taşıyan filomuzdaki gemileri temsilen bu üç direkli yelkenliyi Size takdim ederim. | Open Subtitles | كوريث لوالدي اجوستينو بالافشيني من جنوه هذا القارب الذي أقدمه لك هو عيّنة |
Hepsi iyi hoş da benim sana sunacak bir şeyim yok. | Open Subtitles | هو كل شيء حسن وجيد ليس لدي أي شيء أقدمه لك |
Kongreye bugün sunduğum raporda normalde yasal takibatı başlatacak türde deliller mevcuttu. | Open Subtitles | التقرير الذي أقدمه للكونغرس اليوم، يشمل الأدلة التي عادة تضمن الملاحقة الجنائية، |
Size ikram edecek bir şeyim yok ama içecek getirtebilirim. | Open Subtitles | ليس لدي شيء أقدمه لك لكن استطيع طلب خدمة الفندق |
Onu tavada kızartır, yumurtayla ya da sandviç içinde ya da salatayla servis ederim. | Open Subtitles | أنا أحضر لحم الخنزير , أقليه في القلاية أقدمه مع البيض أو كشطيرة أو مع السلاطة |
Sana o köylü kızından daha çok şey sunuyorum. | Open Subtitles | لدىّ الكثير مما أقدمه اليك أكثر من هذه الفتاة القروية |
Bakın, eğer sizler için yapabileceğim herhangi bir şey varsa. | Open Subtitles | اسمعي، إن كان هناك ما يمكنني أن أقدمه لكما اخبراني فوراً، حسناً؟ |
Önümüzdeki üç gün burada kalacağız. yapabileceğim bir şey olursa... | Open Subtitles | نحن موجودون هنا للثلاثة أيام القادمة إن كان هناك ما يمكن أن أقدمه لك اخبرني |
Sizin için yapabileceğim bir şey olursa söyleyin yeter! | Open Subtitles | اسمعي، إن كان هناك ما يمكنني أن أقدمه لكما اخبراني فوراً، حسناً؟ أي شيئ |
Sana teklif edebileceğim herhangi bir ödeme usulü var mı? | Open Subtitles | هل هناك اي نوع من انواع الدفع أستطيع أن أقدمه لك؟ |
Bir teklifim var. Yeteneklerine çok uygun bir teklif. | Open Subtitles | لدي عرض أريد أن أقدمه لك، والذي يناسب مواهبك الخاصة. |
Zorlu günlerinde onu seninle... tanıştırmak için yıllar boyu uğraştım. | Open Subtitles | عندما كنتي بحاله سيئه حاولت أن أقدمه لك منذ عده سنين |
Seni daha önce tanıştırmak istediğim başkası birisi var. | Open Subtitles | يوجد شيئاً ما أود أن أقدمه لك أولاً |
Hazır olur olmaz, hepinize takdim edeceğim. | Open Subtitles | حالما انتهي منه سوف أقدمه لكم جميعا |
Annem, babam böylece sunacak bir şeylerim olsun diye komik olmayı öğrendim. | Open Subtitles | لهذا تعلمت الروح المرحة لكي يكون عندي ما أقدمه |
Burada hastalara sunduğum şey, son derece özel ve kişisel bir tedavi. Ancak bu şekilde insanların hayatlarında olumlu katkılar sunabilirsiniz. | Open Subtitles | ما أقدمه هنا هو علاج شخصي جداً إنّها الطريقة الوحيدة الفعّالة لتغيير حياة الناس |
Size yapmakta olduğum iyiliğe karşılık bana bu iyiliği yapacaksınız. | Open Subtitles | هذا معروف ستقدمه لي مقابل المعروف الذي أقدمه لك بالفعل. |
Salsa sosuyla servis etmeyi düşünmüştüm. | Open Subtitles | فكرت بأن أقدمه مع الصلصة الخضراء |
- Evlat, şu an senin sağlıklı bir şekilde düşünmen mümkün değil. Ben düşünebilirim ama. İşte sana bunu sunuyorum; | Open Subtitles | أنت تستطيع التفكير بوضوح الآن بينما أنا أستطيع، هذا ما أقدمه لك |
Onun için son konuşmamı ayakta yapamayacaksam, oturduğum yerden yapabilirim. | Open Subtitles | اذا لم أستطع الوقوف لتقديم ندائى النهائى له فسوف أقدمه جالسا |
Y'lerin içinde, kendimi Margaret Mead'in modern hali gibi düşündüm ve kısa zamanda keşfettim ki onlara verebileceğim çok fazla şey vardı, tabii onların da bana. | TED | تخيلت نفسي مارجريت ميد الحديثة بين جيل الألفية، وقد تعلمت بسرعة أن لدي ما أقدمه لهم بنفس قدر ما قدموه لي. |