| Günde dört hap iç ve başka tahlil yaptırmak için tekrar gel. | Open Subtitles | خذي أربعة أقراص في اليوم وعودي من أجل الأختبارات |
| Bence bütün bu hapları tabletleri ve şurupları insanlara bedava vermeliyiz. | Open Subtitles | لكـن أعتقـد يجـب أن نـأخذ أقراص ومشروبـات الأدويـة ونعطيهــا للناس مجــاناً |
| Önemli bir şey değil. MP3 çalabilen taşınabilir bir CD çalardı... | Open Subtitles | لا شئ، مشغل أقراص محمول يشغل أسطوانات مضغوطة و يسجل أسطوانات |
| 7 adet müzikal içerikli disk, 20 adet interaktif strateji Bilgisayar programı. | Open Subtitles | سبعة من أقراص الموسيقي عشرون من برنامج الحاسوب |
| Gerçekten emin değilim, ve size burada DVD oynatıcınızı yakmanızı ve Tolstoy'u atmanızı söylemeyeceğim. | TED | لست متأكدًا حقًا ولست هنا لأطلب منكم أن تحرقوا مشغّل أقراص الفيديو الرقمية الخاص بكم أو أن ترموا كتب تولستوي. |
| Ekstra para kazanmak için sokaklarda ilaç satan ilk doktor siz olmayacaksınız. | Open Subtitles | لن تكون أول طبيب يجني بعض المال الإضافي بتوزيع أقراص على الشوارع |
| Amcası onu yüksek dozda uyku hapı almış halde bulmuş. | Open Subtitles | لقد وجده عمه فلقد تناول جرعة مضاعفة من أقراص النوم |
| Kimberly'nin babası çok özel bir hap icat etmişti. | Open Subtitles | مايساعد والد كيمبرلى على التحمل . أقراص من نوع خاص جداً |
| Oturduktan sonra bir sürü hap içti. | Open Subtitles | لقد ابتلع مجموعة من أقراص الحبوب عندما جلس في بادئ الأمر |
| Uyku hapları! Ona uyku hapları vermişler. | Open Subtitles | أقراص منومه لقد أعطوه كل هذه الكميه من الأقراص |
| Ben- vitamin hapları, ve- uyku hapları. | Open Subtitles | أنا تناولت أقراص الفيتامين الأقراص المُنوّمة |
| Hayaletli CD'leri olan insanlar için ekspres kasa falan olması lazım. | Open Subtitles | يجب أن يكون هناك خط ساخن للأشخاص المطاردين من أقراص مضغوطة |
| Bu müzik olmayan bir şeyi okumaya çalışan CD oynatıcının sesi. | Open Subtitles | هذا صوت مشغل أقراص يحاول أن يقرأ ملفات ليست مضافة للقرص |
| Langley'deki bilgisayarların zaten bu nedenle disk sürücüleri yoktur. | Open Subtitles | حاسبات لانجلي ما عنده مشغل أقراص بالضبط هذا السبب |
| Tabii ki korsan DVD'ler alabilirsiniz. | TED | يمكنك شراء أقراص الفيديوالرقمية المقرصنة، بالطبع |
| Boş ilaç kutusu elinin yanında bulundu. Arkadaşın bir kedisi bile yokmuş. | Open Subtitles | قنينة أقراص أدوية فارغة قرب يده، لم يكن لدى الرجل قطّ حتى. |
| Sen en son gördüğümde koridorun karşısında diyet hapı satıyordun. | Open Subtitles | في آخر مرّة قابلتك، كنت ما تزال تبيع أقراص الحمية من خلال متجـــــــــر في القاعة. |
| İçme suyu dezenfekte tabletleri. Herzaman durup, suyu kaynatma fırsatımız olmayacak. | Open Subtitles | أقراص تنقية المياه لن يكون لدينا وقت دوماً للتوقف وغليه |
| - Saat sabahın 10'u. - O zaman dört tane istiyorum. | Open Subtitles | ـ إنها العاشرة صباحاً ـ أخبره إنني أريد 4 أقراص نوم |
| Cebimde haplar var. Seni, onlardan birini bana vermen için ikna edebileceğimi sanmıyorum. | Open Subtitles | لدي علبة أقراص في جيبي لا أعتقد ان بإمكاني إقناعك ان تعطيني قرصاً |
| Radyasyon kalkanları açık. Gezegen tahkim diskleri çevrim içi. | Open Subtitles | ،نشر دروع الإشعاع أقراص التحكيم الطوافه جاهزة للعمل |
| Yani, yaşamını sonlandırmak üzere olan bir adam, niçin bir kitap okuyor olsun ve uyku ilacı alsın? | Open Subtitles | أعني لو مرء على وشك قتل نفسه لماذا كان يقرأ كتاب ويأخذ أقراص نومه ؟ |
| Şey, bu göstermektedir ki, hiçbir okuma yapmadı, fakat kahya uyku haplarını ve sütünü getirdiğinde onu okurken gördüğü konusunda kesin. | Open Subtitles | هذا يشير لأنه لم يقم بأي قراءة لكن كبير الخادم أكد تماماً أنه فعل حين أحضر له أقراص النوم والحليب |
| Cal-o-Metric, yeni sizden 3 küçük tablet kadar uzakta olduğunuz yer. | Open Subtitles | كالوميترك، حيث أنّ شخصيتك الجديدة على بعد ثلاثة أقراص صغيرة فقط. |
| Bizim, ilaçları tanzim etmemizle onun alması arasında bir yerde gerçek ilaçlar sahteleriyle değişiyordu. | Open Subtitles | بينا إعطائنا للدواء ووصوله للمريض يتم تبديل أقراص الدواء بأقراص مزيفه. |