| Söylemek istemezdim ama bilmelisin diye düşündüm. Yani iyiliğin için. | Open Subtitles | لم أكن أرغب أن أقول لكِ, لكن يجب أن تعلمي، لمصلحتكِ. |
| Bunu sana böyle söylemek istemezdim fakat gerçeği öğrenmeyi hak ediyordun. | Open Subtitles | لم أكن أرغب أن أخبركِ بهذه الطريقة ولكن أنتِ تستحقين أن تعلمِ الحقيقة |
| Pekâlâ dinle, aslında bunu yapmak istemiyordum ama bana başka seçenek bırakmadın. | Open Subtitles | حسنٌ , لم أكن أرغب بفعل هذا ولكنك لم تتيحي لي أي بديل آخر |
| Şiddete başvurmak istemiyordum ama limitime ulaşmak üzereyim. | Open Subtitles | لننته من الأمر أيها الأحمق لم أكن أرغب في اللجوء إلى العنف لكني أشعر أننى بدأت أفقد شعورى |
| Sonra o beni bir filmi izlemeye götürdü, ki benim aslında görmek istemediğim bir film. | TED | وقد اصطحبتني لمشاهدة فلم لم أكن أرغب في مشاهدته. |
| Bak, bunu öğrenmeyi istememiştim ama şu anda biliyorum ve çok kötü bir pozisyondayım. | Open Subtitles | اسمع، لم أكن أرغب بمعرفة هذا الشئ ولكن بما أنني أعرف الآن، فأنا في موقف شنيع |
| Nibiru'daki Kaptan'ın Seyir Defteri'nde bu şekilde tarif etmişsin. Evet efendim, detaylara boğup vaktinizi ziyan etmek istemedim. | Open Subtitles | أجل يا سيدي، لم أكن أرغب بإضاعة وقتك الثمين بالتحدث عن التفاصيل |
| Ya da NTAC'e getirmek istemezsem, bir sonraki adımı hesaplayana kadar en azından buraya getirirdim. | Open Subtitles | أو إذا لم أكن أرغب في اعادته الى الـ إن تاك على الاقل اردت ان احضره للعودة الى هنا حتى اعرف الخطوة التالية |
| Sana bu şekilde söylemek istemezdim. | Open Subtitles | بالتأكيد لم أكن أرغب إخبارك بتلك الطريقة |
| Eğer benim kardeşimin olsaydı, yabancıların almasını istemezdim. | Open Subtitles | إن كان ملكً لأخي، لم أكن أرغب لأحد أن يأخذه |
| Sana arabaya git demiştim. - Bunu yapmak zorunda kalmanı istemezdim. | Open Subtitles | أخبرتك بأن تذهب إلى السيارة، لم أكن أرغب بأن تفعل هذا... |
| Onun önünde ağlamak istemiyordum ama kendime de engel olamıyordum. | Open Subtitles | لم أكن أرغب في البكاء أمامه ولكن حبس الدموع كان مستحيل |
| Acelece davrandığını düşünüyordum böyle yapmasını istemiyordum. | Open Subtitles | اعتقدت انها تسرعت خصيصاً لأنني لم أكن أرغب في ذلك. |
| Gitmesini istemiyordum zaten. Senin için yapıyordum. | Open Subtitles | نعم.لم أكن أرغب بذهابه كنت أقوم بالأمر لأجلك |
| Ve kaderin, beni, olmak istemediğim bir yere götüreceğinin de farkına varamadım. | Open Subtitles | أنا أيضا لم أدرك أن القدر يدفعني نحو مكان لم أكن أرغب بالتواجد به |
| Ve kaderin, beni, olmak istemediğim... bir yere götüreceğinin de farkına varmadım. | Open Subtitles | أنا أيضا لم أدرك أن القدر يدفعني نحو مكان لم أكن أرغب بالتواجد به |
| İşte bu yapmayı istemediğim şey. | Open Subtitles | أترى؟ هذا بالضبط هو ما لم أكن أرغب بفعله. |
| Salonda bir şey yapmak istememiştim, hepsi bu. | Open Subtitles | انا فقط لم أكن أرغب في فعل شيء بالصالة , هذا كل شي |
| En başta bir şey söylemek istememiştim zaten. | Open Subtitles | لم أكن أرغب في قول أي شيء في المقام الآول |
| Onlarla iş yapmayı en başından istememiştim zaten. | Open Subtitles | لم أكن أرغب في أن أعمل معهم في المكان الأول |
| Evet efendim, detaylara boğup vaktinizi ziyan etmek istemedim. | Open Subtitles | أجل يا سيدي، لم أكن أرغب بإضاعة وقتك الثمين بالتحدث عن التفاصيل |
| Seni terk etmek istemedim. Seçme şansım yoktu. | Open Subtitles | لم أكن أرغب في هجرك، لم يكن لديّ خيار! |
| Biliyorum, istemezsem gelmek zorunda değilim. | Open Subtitles | أنا أعرف أنني لست مضطرا إذا لم أكن أرغب في الذهاب |