| Bu ikisinin her birine bin dolar veririm. Ve sana bir gösteri ayarlamak için ne yapabilirim, bakacağım. | Open Subtitles | أعطيك ألفاً في كل واحدة من هذه و سأرى ما الذي يمكنني عمله من أجل عرضك |
| Ben işe ilk başladığımda, yıllık 30 bin dolar kazanabileceğim tek iş buydu. | Open Subtitles | حين انضممتُ لسلك الشرطة , كانت هذه الوظيفة الوحيدة التي استطيع الحصول فيها على راتب قدره 30 ألفاً في السنة |
| Fazla abartmadan, beş yılda 20 bin dolar değer kazandı diyelim. | Open Subtitles | هذه أكثر من عشرون ألفاً في خمس سنوات فحسب |
| İlanda 15 bin dolar yazdım ve her kuruşu gerekli... | Open Subtitles | وأنا وضعتُ 15 ألفاً في الإعلان وأنا أحتاج لكل قرش لشراء تلك السيارة قبل أن تفوتني |
| Ben tüm hayatım boyunca 25 bin dolar kazandığımı sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أظن أني جنيت 25 ألفاً, في حياتي كلها. |
| Yılda toplam 56 bin dolar ücret ve çavuşluktan öteye ilerlememiş bir kariyer. | Open Subtitles | ستة وخمسون ألفاً في السنة ولم يتجاوز رتبة رقيب .... |
| Sekiz dakikada 30 bin dolar kaybettim. -Niye kaçtığın anlaşıldı. | Open Subtitles | -وانتهى بي المطاف بخسارة 30 ألفاً في 8 دقائق |
| Yanında 25 bin dolar parayla buraya adam yollamış kaza olayı konusunda benim sessiz kalmamı istiyor. | Open Subtitles | لقد أرسل رجلٌ إلى هنا مع 25 ألفاً... في محاولة لإبقائي صامتة حول الحادث... |
| Çantada 50 bin dolar para vardı ve onun değildi. | Open Subtitles | لذا كما تعلم، كان هناك أكثر من 50 ألفاً في تلك الحقيبة... لا شيء منه يخصها |
| Aslına bakılırsa, 40 bin dolar. | Open Subtitles | أربعون ألفاً في الحقيقة |
| Yılda 28 bin dolar. | Open Subtitles | ثمانية و عشرين ألفاً في السنة |
| Ayda 26 bin dolar mı? | Open Subtitles | ستة وعشرون ألفاً في الشهر؟ |
| "Yarına bin dolar olur o." | Open Subtitles | -سيكونون ألفاً في الغد |