| Yani yalan söylüyorsa konuşamayacağımı mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | إذاً أنت لا تظن أنني قادرة على إخباره بأنه يكذب |
| Sana karşı şansım olmadığını mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنه بإمكانى الوقوف أمامك، أليس كذلك؟ |
| Onun 300 kiloluk domuzun kalbi ile arasındaki farkı anlayamayacağını mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنه سيكتشف أنه يحدق في قلب خنزير يزن 136 كغ؟ |
| Kaçabileceğini düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن حقا أن بإمكانك الهروب اليس كذلك؟ |
| Oradakilerin bittiğini düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنهم إنتهوا في الخارج اليس كذلك؟ |
| Ama Jack, Tuttle ve kızın aynı tarafta olduklarını düşünmüyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن يا جاك أن تاتل و الفتاه مرتبطان في تنظيم معا؟ |
| Bu şeyin üzerinde parmak izi bulacağını mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أنت لا تظن أن هناك بصمات على هذا الشىء؟ |
| İntihar olmadığını mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنها إنتحرت؟ |
| Ray, göğüs estetiğine ihtiyacım olduğunu düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | إذاً راي أنت لا تظن انني بحاجة لعملية تضخيم أثداء أليس كذلك؟ |
| Senin için yemek ve temizlik yapmanın benim işim olduğunu düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن أن وظيفتي هي فقط ان اطبخ وانظف لك صحيح؟ |
| Yarı Yahudi birisini yetiştireceklerini düşünmüyorsun değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنهم سيجندون شخصاً نصف يهودي؟ |
| - Bunun Oliver Hughes dosyasıyla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تظن أنها مرتبطة مع قضية اوليفر هيوز أليس كذلك؟ |
| Freddy, benim kalpsiz bir sokak kızı olduğumu düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | فريدي " أنت لا تظن " أني " متحجرة القلب " ، أليس كذلك ؟ |