| Sanırım cevap, bu eski kilisenin... kalıntılarında bir yerlerde olmalı. | Open Subtitles | أعتقد أن الإجابة قد تكون في مكانٍ ما، في أنقاض هذه الكنيسة العتيقة. |
| 15 Şubat 1944'te 200'ün üstünde Müttefik bombardıman uçağı, manastırı enkaz haline getirdi. | Open Subtitles | فى 15 فبراير 1944 قامت أكثر من 200 قاذفه تابعه للحلفاء بتحويل الدير إلى أنقاض |
| İran boyunca, bu tür yapıların düzinelerce kalıntıları var. Üstelik Ortadoğu'nun geri kalanında ve Çin'e kadar tüm yollarda benzer kalıntılar var. | TED | توجد أنقاض للعشرات من هذه الأبنية في أرجاء إيران، وما يدل على وجود مثل هذه الأبنية في أرجاء بقية الشرق الأوسط وصولًا إلى الصين. |
| 10 dakika sonra bu bina ve içindeki herkes moloz olacak. | Open Subtitles | خلال عشر دقائق المني بكل اللي فيه هيبقي أنقاض. |
| Kadınlar, yıkıntı hâline gelmiş evlerinden eşyalarını kurtarmaya çalışıyordu. | Open Subtitles | و كان هناك مجموعات من النساء تحاول العثور على شيئاً ما من ممتلكاتهم تحت أنقاض ما كانت منازلهم |
| En yürekli ve asil insanlar ölüm ve yıkımın enkazında ortaya çıkar. | TED | من تحت أنقاض الموت والخراب يأتي أكثر البشر بسالةً ونبلًا. |
| Eskisinin harabeleri üzerine yeni bir şehir inşa ediyorlar. | Open Subtitles | إنهم يبنون مدينة جديدة على أنقاض القديمة |
| Daha önce insan gözünün görmediği ilkel bir dünyadan bahsediyorum koskoca bir medeniyetin kalıntılarından. | Open Subtitles | أنا أتحدث عن عالم مجهول لم يراه بشر من قبل أنقاض حضارة كاملة |
| Cevap bu kilisenin kalıntılarında olabilir. | Open Subtitles | أعتقد أن الإجابة قد تكون في مكانٍ ما، في أنقاض هذه الكنيسة العتيقة. |
| Bitmeyen savaşlarla yaralanan insanlık, eski dünyanın kalıntılarında yaşam savaşı veriyor. | Open Subtitles | وإشتعلت حروبٌ لا نهاية لها والإنسانية تناضل من أجل البقاء على قيد الحياة في أنقاض العالم القديم |
| Bugün bu imparatorluğun kalıntılarında yaşayan köylüler Supay'ın geri dönüp, aralarında dolaştığına inanıyorlar. | Open Subtitles | اليوم , سكان هذة القرية يعيشون بين أنقاض الإمبراطورية يؤمنون أن (سوبي) عاد ليعيش وسطهم |
| Ama püskürenler Ay'daki gibi kuru toz huzmeleri ve enkaz şeklinde olmuyor. | Open Subtitles | والذي أخرج الكثير من المواد ..ولكنه لم يخرج مسحوق جاف مثل الذي على القمر و يصنع أشعه و أنقاض |
| Sanki Blitz'den sonra Londra gibiydi. enkaz halinde. | Open Subtitles | كان الوضع يشبه لندن بعد الهجوم الخاطف, مجرد أنقاض |
| Ama en azından bazı kuyruklu yıldızlar kurtuldu ve galaktik enkaz içinde yol aldılar. | Open Subtitles | لكن علي الاقل بعض المذنبات نجت ومازالت تشق طريقها خلال أنقاض المجرة |
| Bu kutsal şehri yerle bir etmeliyim... ve kalıntıları kanla kabuklaştırmalıyım. | Open Subtitles | وأود أن مستوى هذه المدينة المقدسة ... وكعكة أنقاض بالدماء. |
| Onu General Rahm Tak'ın karargâhının kalıntıları arasında ağır yaralı hâlde bulduk. | Open Subtitles | عثرنا عليه في أنقاض معسكر رام تاك |
| Nan Madol kalıntıları, Pasifikte yanlızca iki adet olan antik kentlerden biridir | Open Subtitles | أنقاض مدينة(نان مادول) هي واحدة من اثنين فقط من المدن القديمة التي وجدت في المحيط الهادي |
| Yarın geceden itibaren burası moloz, kül ve ölülerden ibaret olacak. | Open Subtitles | بحلول مساء الغد، لن تكون سوى أنقاض ورماد وموت. |
| Emin ol, değişiyor. Bir yıl içinde Almanya bir moloz yığınına dönecek. | Open Subtitles | أجل ، راهن بمؤخرتك على ذلك ، أمهلنا سنة وستصبح ألمانيا لا شيء أكثر من أنقاض |
| Fakat burada yıkıntı falan yok. | Open Subtitles | لكن لا يوجد أنقاض هنا |
| FBI'ın Patlayıcı Madde Merkezi'nin ilk analizlerine göre Parlemento enkazında bulunan kalıntılar... | Open Subtitles | التحليل الأولي من مركز العبوات الناسفة في مكتب التحقيقات الفيدرالي يخبرنا بأن ثمة بقايا وجدت على أنقاض مبنى الكابيتول |
| Şu an Dakara denilen gezegendeki bir Eskiler anıtının harabeleri. | Open Subtitles | أنقاض الآثار القديمة على الكوكب تُدعى بالـ(داكارا) |
| Sanırım Rodos Heykeli'nin kalıntılarından yapılmış. | Open Subtitles | تبدو و كأنها مجمعة من أنقاض تمثال رودس |
| Reuters, New York'un muhasebecilerine ve şirketlerine, Dünya Ticaret Merkezi'nin enkazından kurtarılan 400'ün üzerinde sabit diskteki verilerini kurtarmak için yardım etme sorumluluğunu, bir Alman bilgisayar firması olan, Convar'ın üstlendiğini bildirdi. | Open Subtitles | ذَكرت رويتر أن كونفار وهى شركة حواسب ألمانيه قامت بأستعادة المعلومات للشركات والمحاسبين فى نيويورك من أكثر من 400 قرص كمبيوتر صلب والتى إستعيدت من أنقاض مركز التجارة العالمى |
| Ve senin diğer oğlun oradaki büyük evin kalıntılarının arasında yatıyor. | Open Subtitles | ابنك الأخر، سيدتي يكمن هناك، بين أنقاض هذا البيت الكبير. |