| Onu görmeyi neden kabul ettiğini bilmiyorum. Ondan nefret ettiğini söyleyip durursun. | Open Subtitles | لا أعرف لماذا وافقت على رؤيته على أي حال, فقد ظللت تقول أنك تكره ذاك الرجل |
| Bill, lütfen bana kızma ama,... bunu sormamdan nefret ettiğini de biliyorum... | Open Subtitles | بيل ، أرجوك لا تغضب مني ... أعلم أنك تكره حين أسألك |
| İyi de bizim çocuklarımız diğer çocuklar gibi değil, ve bundan da nefret ettiğini biliyorum. | Open Subtitles | حسن ، أطفالنا ليسوا كالآخرين ، وأعرف أنك تكره هذا أيضا |
| Bahse girerim şu anda tüm Meksikalılardan nefret ediyorsundur. | Open Subtitles | ـ أعتقد أنك تكره المكسيكيين الآن يا رفاق .. |
| Eminim tüm dünyanın sevdiği filmlerden nefret ediyorsundur. | Open Subtitles | أراهن أنك تكره الأفلام المحبوبة من الجميع |
| Örümceklerden benden fazla nefret ediyor olmalısın. | Open Subtitles | لابدّ أنك تكره العناكب أكثر مما أكرهها أنا |
| Hani P.A. olmaktan nefret ediyordun? | Open Subtitles | كما تعلم , ظننت أنك تكره عملك كخادم |
| Kendinden bile nefret ediyorsun. | Open Subtitles | لم تحب أحدا قط في حياتك حتى أنك تكره نفسك |
| "Babam, futboldan nefret ettiğinizi söyledi ama." dedi. | Open Subtitles | فقال : بلى والدي يقول أنك تكره كرة القدم |
| Bilirsin, bazen iyi bir sınıfa geçmek için babandan nefret ettiğini söylersin veya biraz para almak için onu sevdiğini söylersin. | Open Subtitles | أحياناً عليك ان تقول أنك تكره أبيك لتحصل على درجة جيدة أو تحبه لتحصل على بعض المال |
| İngilizlerden nefret ettiğini söylüyorsun ama yine de onların yanında savaşmak için gönüllü oluyorsun. | Open Subtitles | لقد أخبرتني أنك تكره الإنجليز, وما زلت ستتطوع لتقاتل معهم |
| Bu partilerden nefret ettiğini biliyorum ama albümü satman gerek. | Open Subtitles | أعلم أنك تكره تلك الحفلات ولكن يجب عليك أن تبيع تسجيلاتك |
| Bak, bundan nefret ettiğini biliyorum, Ope ama bir bilemedin belki iki yıl daha bu işi yapabilirim. | Open Subtitles | أعرف أنك تكره ذلك لكن لدي ربما سنة في هذا المجال |
| Anlamıyorum, bütün bunlardan nefret ettiğini sanmıştım. | Open Subtitles | أنا لا أفهم, ظننت أنك تكره كل هذه الأشياء |
| Çünkü, senin de düğünlerden nefret ettiğini biliyorum. | Open Subtitles | لأنه، وأنا أعلم أنك تكره حفلات الزفاف بقدر ما كنت تفعل. |
| İşten nefret ettiğini ve sırf benim ya da bizim için durduğunu söyledin. | Open Subtitles | قلت بنفسك أنك تكره عملك وتقولها فقط بسببي أو بسبننا |
| Yani Edmonton Oilers'dan nefret ediyorsundur. | Open Subtitles | و هذا يعني أنك تكره فريق "إدمونتون أويلرز" |
| Böyle yapılmasından nefret ediyorsundur kesin. | Open Subtitles | لذيذ أراهن أنك تكره هذه الحركة |
| Yani Edmonton Oilers'dan nefret ediyorsundur. | Open Subtitles | و هذا يعني أنك تكره فريق "إدمونتون أويلرز" |
| Sen Spike, eski bir SAS olduğunu kabullenmekten nefret ediyor musun? | Open Subtitles | و أنت يا "سبايك" رغم أنك تكره أن تقر بهذا لكنك قوات خاصه سابق |
| Üzgünüm bundan nefret ediyordun. | Open Subtitles | اوبس.آسفة أعرف أنك تكره هذا |
| Jack, biliyorum, sanat görüşüne ihanet etmekten nefret ediyorsun ama sık dişini. | Open Subtitles | أعرف أنك تكره خيانة رؤيتك الفنية ولكن زاول وظيفتك وحسب |
| Hayır Bay Monk, bunu asla yapmam. Partilerden nefret ettiğinizi biliyorum. | Open Subtitles | لا، سيد، (مونك) لن أفعل ذلك ابداً أعلم أنك تكره الحفلات |