| Babası da bunun yeterince üzücü olduğunu düşündü ve onu korumaya aldı. | Open Subtitles | وهو يشعرُ أنّ لديها ما يكفي من الحزن، لذا فقد حاولَ حمايتها |
| Cadının uçan ucubeleri olduğunu biliyoruz. Kim bilir aşağıda neleri vardır? | Open Subtitles | نعرف أنّ لديها وحوشاً طائرة لكنْ مَنْ يعرف ماذا يوجد هناك؟ |
| Hey, elimde Diane Huxley adında, CTU için bilgisi olduğunu söyleyen bir kadın var. | Open Subtitles | لديّ هنا إمرأة تدعى دايان هجكسلى تقول أنّ لديها معلومات لوحدة مكافحة الإرهاب |
| İstediğim sende var sadece. | Open Subtitles | أنتِ الوحيدة التي أعلم أنّ لديها بضاعة جيّدة |
| Annen, onu senin gibi seven biri olduğu için şanslı. | Open Subtitles | إنّ والدتك محظوظة أنّ لديها شخص مثلك يحبها بهذا القدر |
| Peki, eğer bu doğruysa, eminim buna iyi bir açıklaması vardır. | Open Subtitles | لو أنّ هذا حقيقي، فأنا واثق من أنّ لديها سبب وجيه |
| Hey, elimde Diane Huxley adında, CTU için bilgisi olduğunu söyleyen bir kadın var. | Open Subtitles | من فضلك , لديّ إمرأة هنا , تُدعى دايان هجكسلى تقول أنّ لديها معلومات للوحدة |
| Sordum, çünkü Şan Okuluna bir başvurusu olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أسأل لأنى أعلم أنّ لديها طلب التحاق بكورال الترديد |
| Genelde cinayet silahı için tel zımba kullanılmaz ve elbette, damar genişlemesi olduğunu da bilmiyorlardı. | Open Subtitles | لا أحد يستخدم الدبّاسة عادة كسلاح القتل. وهم بالتأكيد لم يكن بإمكانهم أن يعلموا أنّ لديها تمدّد بالأوعية الدموية. |
| İş zordu ama umursamıyordu. Soran olursa iki kızı olduğunu söylüyordu. | Open Subtitles | إن سألها أحد، فكانت تقول أنّ لديها طفلان. |
| Annem Ned'den çocuğu olduğunu kimse bilmesin istedi. | Open Subtitles | أمّي لم ترد أن تعرف أنّ لديها طفل من نيد |
| Dışarıdan yardım aldıklarını iddia ediyor. Olayın içinde Rusların da olduğunu. | Open Subtitles | إنها تدّعي أنّ لديها معلومة مفادها أنّ الروس متورطون |
| Ama lenfoması olduğunu biliyoruz. Atipi hücreleri olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | بل نعرف أنّ لديها نمط خلويّ يشير إلى الليمفوما |
| Son müşterisi olduğunu söylemişti. Günün geri kalanını meditasyonla geçirecekti. | Open Subtitles | قالت أنّ لديها عميل آخر اليوم ولاحقاً ستقضي بعد ظهر اليوم في التأمل |
| İnsanların, onda bir yetenek olduğunu düşünmesini sağlayan şey bu. | Open Subtitles | بهذه الطريقة ، تجعل الناس يصدّقون أنّ لديها موهبة |
| O yüzden tahminim, resim çizdiği yüksek güvende hissettiği ve saklanabileceği bir yer var. | Open Subtitles | لذا فإنّ تخميني هو، أنّ لديها موقع عالٍ حيث تعمل مكان حيث تشعر بالأمان، ويمكنها الإختباء |
| Bu nörolojik semptomlarının da yeşil olduğu anlamına mı geliyor? | Open Subtitles | أيعني هذا أنّ لديها أعراضاً عصبيّةً خضراء كذلك؟ |
| Böbrek biyopsisinde IgA nefropati olduğu gözüküyor. | Open Subtitles | أظهرت خزعة الكلية أنّ لديها اعتلال كلويّ نتيجة أجسام مضادة |
| Ve bir araya gelmeden önce de onun bir sürü büyük sırrı olduğu gerçeğini de göz önüne almalısın. | Open Subtitles | وقبلما تتورّط، فضع في حسبانك أنّ لديها الكثير من الأسرار العميقة |
| Muhtemelen pezevengi vardır ya da en azından abisi ya da kardeşi... | Open Subtitles | لا بدّ من أنّ لديها قوّاداً أو على الأقل أخاً أكبر |