| yapmaya ihtiyacınız olan şeyi yapmanızın mümkün olduğunu biliyorsunuz, zor da olsa, ve zaman duygusu yok oluyor, kendinizi unutuyorsunuz, daha büyük bir şeyin parçası gibi hissediyorsunuz. | TED | وتعرف أن ما عليك أن تفعله ممكن رغم أنه صعب ويختفي الإحساس بالزمن، وتنسى نفسك وتشعر بأنك جزء من شيء أكبر |
| Yukarıda bir iskelet var, bu da onun yapmaya çalıştığı şey. | TED | هناك يوجد هيكل عظمي ، الذي هو في الواقع ما الذي تحاول أن تفعله. |
| Bak şimdi şöyle yapacaksın. Bu silahı alıp kıça gideceksin. | Open Subtitles | هذا ماأريدك أن تفعله خذ هذا المسدس وارجع لمؤخرة المركب |
| Adamım senin yapman gereken şey o külota uyan sütyeni bulmak. | Open Subtitles | كل ماعليك أن تفعله هو البحث عن الصدرية المناسبة لهذا السيلب. |
| Eve dönünce ilk olarak ne yapmayı istiyorsun? | Open Subtitles | ما هو أول شيئ تريد أن تفعله عندما تعود للوطن؟ |
| Elinde isteka, masada toplar. Tek yapacağın, oyunu hissetmek. | Open Subtitles | هناك عصا بلياردو وكرات علي الطاولة كل ما عليك أن تفعله هو أن تشعر بها. |
| Ya sen, bayım, Girit'e ne yapmaya gidiyorsun? | Open Subtitles | وأنت،أيها السيد،ما الذي تنوي أن تفعله في كريت؟ |
| Normalde yapamadığınız şeyleri yapmaya başlarsınız. | Open Subtitles | الذي لم يمكنك أن تفعله بشكل عادي, لأن عليك أن تحسن السلوك. |
| Vakit kaybetmemeliyiz. Ne yapmaya çalıştığını bilemeyiz. | Open Subtitles | لا يمكننا ضياع الوقت علي ذلك الآن لا تعرف ما الذي تنوي أن تفعله |
| İşte yapacağın şey bu. Resim yapmaya devam etmelisin. | Open Subtitles | أقصد أنه هذا ما يجب أن تفعله عليك أن تستمر في الرسم |
| Diyelim ki, gerçekten böyle bir gücün var. Bununla ne yapacaksın? | Open Subtitles | لنقل أن لديك هذه القدرة ما الذي تريد أن تفعله بها؟ |
| Diyelim ki gerçekten böyle bir gücün var. Bununla ne yapacaksın? | Open Subtitles | لنقل أن لديك هذه القدرة ما الذي تريد أن تفعله بها؟ |
| Bana, geçmişteki kötü anılarından bahsetti ki sen de bu kıza aynısını yapacaksın. | Open Subtitles | لقد استطعت أن اري ألام ماضيه وهو الشئ الذي يجب أن تفعله معها |
| Sen yapman gerekeni yaparken ben de senin yanında kalabilirim. | Open Subtitles | أستطيع أن أبقى معك بينما تفعل ما تريد أن تفعله |
| yapman gereken tek şey ortaya çıkmak ve gerçekleri söylemek. | Open Subtitles | كل ما عليك أن تفعله هو أن تأتي وتقول الحقيقة |
| ABD bunu yapmayı sever. Okuyucular kızların hayatına girmiş gibi hissetsin diye | Open Subtitles | شيء تحب المجله أن تفعله, تعطي المشاهد أو القاريء نظره عن حياة الفتيات |
| Tek yapacağın beni geçerek onu yakalaman. | Open Subtitles | كل مايجب أن تفعله هو أن تقف وتتخطّاني لتنال منه |
| Kendin için resim yap. Yarat, çünkü ruhunun yaşaması için gereken bu. | Open Subtitles | ارسم من اجل نفسك، أبدع، هذا ما يجب أن تفعله روحك لتظل |
| Evet, git kendini akla. Ne yapmak istiyorsan onu yap. | Open Subtitles | حسنا، اذهب ونظف نفسك واذهب وافعل ما تريد أن تفعله |
| Sekiz çocuğu olan bir dul gördüm, oturmuş ağlıyor ve ne yapacağını bilmiyordu. | TED | رأيت أرملة بصحبة خمسة أو ثمانية أطفال جالسة هناك تبكي ولا تعرف ما الذي يجب أن تفعله. |
| yapabileceğin tek bir şey var. Bana anlattıklarını, onlara da anlat. | Open Subtitles | هناك فقط شئ واحد يمكن أن تفعله إخبرهم بما حدث .. |
| Belki de haklıdır. Senden yapmanı isteyeceği şeyi bilmiyorsun. | Open Subtitles | حسناً، ربما لديه وجهة نظر، أنت لا تعلم ماذا ستطلب منك أن تفعله |
| Sizler eve dönmek istiyorsanız önce ne yapmanız gerektiğini, izin verin de göstereyim. | Open Subtitles | وفي حـالة رغبتكم يـا شبـاب بالعودةإلـىالوطن، اسمـح لي أن أريك بمـا يجب أن تفعله قبلمـا تستطيع أن تعود للوطن |
| oldukça da farklı... bunu yaptığında da... kendi ellerinle yapmalısın. | Open Subtitles | ولكنهمختلفجداًعندما.. عليك أن تفعله.. بيديك. |